
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79
Bir gün zengin bi genç son model ferrarisiyle yolda ilerlerken ; karşısına çıkan kırmızı ışıklarda durmuş. Durmaya kalmadan arkadan korkunç bir sesle bir kamyon ferrariye bindirmiş. Kazanın heyecanıyla kamyoncu inmiş arabadan ,başlamış genç çocuğa yalvarmaya:
- "Abi affet beni, ben bu arabanın masrafını ödeyemem evde çoluk çocuk açlar aabi"
Şeklinde ağlayıp ayaklarına kapanmış. E genç çocukda sonunda dayanamamış:
- "Tamam peki peki"
deyip affedip koyulmuş tekrar yola.
Yolda arkası göçmüş arabasıyla ilerlerken tekrar bir kırmızı ışıkta durmuş veeeee....
Tekrar bi kamyon arkadan gelip arabaya çarpmış.
Tabi genç artık büyük bir sinirle arabadan inmiş. Arabaya çarpan kamyoncu ise hiç istifini bozmadan kafasını camdan dışarı çıkarmış:
- "Abi benim ben..."
Kars tren garında İstanbul'a hareket etmek üzere Doğu Ekspresi hazır beklemektedir.
Kayseri'li iş için geldigi Kars'tan dönmek üzere trene biner ve kompartımanını bulur.
İçeride iki tane 45-50 yaşlarında adam ve birde 20 yaşlarında genç vardır.
-"Selamün Aleyküm"
diyerek Kayseri'li içeri girer.İçerdekiler;
-"Aleyküm Selam" derler.
Kayseri'li yerine oturur ve bir süre sonra tren hareket eder.Yolculuğun başında hiç kimse konuşmamaktadır.Yalnız genç çocuk biraz sıkıntılıdır.Orta yaşlılardan birisi çocuğun bu halini görür ve laf atar.
-"Hayrola genç senin bir derdin mi var?"
Çocuk dayanamaz başlar anlatmaya:
-"Ya abi ben İstanbul Üniversitesinde öğrenciyim.Yarı yıl tatili için köyüme geldim. Zavallı anam beni okutabilmek için kötü yola düşmüş. Kadını o halde görünce çok canım sıkıldı. Üzüldüm" der. Bu sefer soruyu soran adam çocuğu teselli etmek için söze başlar.
-"Bak aslanım ananla iftihar et kadıncağız seni okutabilmek için nelere katlanıyor. Ben falanca yerin genel müdürüyüm. Anacığım beni okutabilmek için her gece pavyonlarda konsomatrislik yapardı. Üzülme" der.Bu sefer öteki orta yaslı adam lafa karışır.
-"Yavrum gördün işte analık hakkı ödenmez. Beyefendi doğru söylüyor ben ki filanca şirketin patronuyum anam beni okutabilmek için her gece kendini satardı. Boşver"
der.
Tabiki Kayseri'linin de konuşması lazım. Elini cebine atar ve bir uzun Samsun paketi çıkartır. Diğerlerine ikram ederek şöyle der:
-"Yakın lan oxxxpu cocukları birer tane...."
Ben ve ablam kırtasiye işletiyoruz. Öğrencilerin giriş saatiydi, bu nedenle çok kalabalıktı. Tüm öğrenciler simli uhu veya yapıştırıcı alıyordu. Bir kız öğrenci gelip ablama:
- "TEOMAN yapıştırması yok mu?"
dedi. Ablam da:
- "Simli mi olsun, prit mi?"
diye sordu. Kız saf saf:
- "Prit kim? TEOMAN yok mu?"
dedi. İşte o an kızın ve ablamın bittiği andır........
Kumkapı'da bir balıkçı bağırıyor:
- "Canlı balık,canlı balık..."
Yaşlı bir teyze yaklaşıp soruyor:
- "Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
- "Canlı balık, canlı balık..."
Yaşlı Teyze:
- "Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
- "Teyze, canlı diyoruz ya işte!.."
Yaşlı Teyze:
- "A evladım, ben de canlıyım ama taze miyim?" :)
Bir zamanlar İngiliz hükümeti çocuğu olmayan ailelerin bu sorununu
çozmek için "Cici Baba" servisi kurmuş.Cici Baba evliliklerinin ilk
beş yılında çocuk sahibi olamayanlara yardım eden bir devlet memuru.
Smith ailesi de boyle bir servis için başvuruda bulunur , heyecanla
"CiciBaba" yi beklerken kapı calınır, ancak gelen kişi cici baba adayı değil,kapı kapı dolaşan bir bebek fotoğrafcısıdır. Konuşma şöyle gelişir:
Ms Smith: Günaydın
SATICI : Günaydın efendim ben şey için gelmiştim
Ms Smith: Açıklamanıza gerek yok kocam herşeyi anlattı. Buyrun
içeri girin
SATICI : Öylemi? Bebek işinde üstüme yoktur, özellikle ikizlerde.
Ms Smith: Kocamda öyle söyledi buyrun oturun.
SATICI : O zaman kocanız belki de size . .. . . . . . . . . . . . .
. . .
Ms Smith: Aa evet, ikimizde en iyi sonucun böyle alınacağını
düşünüyoruz.
SATICI : Öyleyse hemen başlayalım.
Ms Smith: (KIZARARAK) şey nerede başlamalı?
SATICI : Her şeyi bana bırakın. Ben genellikle iki kez banyo
küvetinde,
bir kez kanapede ve belki bir kaç kez yatakta denerim. Bazen oturma
odasının halısınde iyi oluyor
Ms Smith: Banyo ! ! Oturma odasının halısı! ! ! Neden bizim
beceremediğimiz anlaşılıyor.
SATICI : Şey hanımefendi , hiç kimse ilk seferinde iyi bir sonuç
garanti edemez ama altı yedi kere denersek bir tanesi mutlaka şahane
olacaktır.
Ms Smith: Afedersiniz ama biraz fazla olmuyor musunuz?
SATICI : Kesinlikle değil benim işimde insanlar aceleci
olmamalıdır.
Ms Smith: Başarılı oluyor musunuz bari?
SATICI : (Çantasını açarak bebek fotoğrafları gösterir)Şu bebeklere
bakın bunlar benim işlerim. Bakın bu dört saat sürdü.
Ms Smith: Evet çok güzel bir bebek
SATICI : Fakat gerçekten güç bir iş. Görmek istiyorsanız şuna
bakın, ister
inanın ister inanmayın bu Londra'nın ortasında , otobüsün üzerinde
oldu.
Ms Smith: TANRIM ! ! ! ! ! ! !
SATICI : Bunlar da şehrin en şirin ikizleri.Anneleri ile çalışmanın
ne zor olduğunu bilseniz ikizlerin şirinliğine daha cok şaşırırsınız.
Ms Smith: Öyle mi ?
SATICI : Sormayın. Şununda işi doğru yapabilmek için onu Hyde
Park'a göturdüm. Herkes çevremizi sardı. Peş peşe dört beş tam boy ve iş bitti.
Ms Smith: Dört beş tam boy ! ! ! ! !
SATICI : Evet üstelik üç saatten fazla sürdü. Sonunda bir kaç kişi
kalabalığı tuttu . Karanlık olmadan önce yeniden denemeliydik ancak
serçeler aletimin uzerine konup gagalamaya başladılar bu yüzden işi
bırakmak zorunda kaldık.
Ms Smith: Yani gerçekten serçeler şeyinizi aaa-aletinizi ısırdıler
mı?
SATICI : Evet böyle şeyler oluyor tabi. Ben tekniğimi geliştirmek
için tam üç yıl harcadım. Mesela şu bebek. Bu neticeye ancak büyük bir mağazanın ön vitrininde ulaşabilirsiniz.
Ms Smith: Bu kadar da olmaz!
SATICI : Hanfendi hazırsak ayaği alıp geleyim.
Ms Smith: Ayak mı ? ? ? ? ! ! ! ! !
SATICI : Aa evet , ağır olduğu için sürekli elde taşımak zor oluyor
bunun için ayak kullanıyorum.
- Hanımefendi . . . . . Hanımefendi . . . . .
Hayallah neden bayıldı şimdi bu. . .
Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.
Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:
Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.
Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.
Mehmet yanıtlar:
Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım. Oturur ve yazar:
Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum.
Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.
Sevgiler oğlun Mehmet.
Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum:
Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum.
Fakat konu şu ki:
Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
Sevgilerle annen...
ASAGiDA OKUYACAGiNiZ HERSEY GERCEKTiR...VE HACETTPE UNiVERSiTESi
EDEBiYAT FAKULTESi BiLGiSAYAR LABiNDA OGRENCiLER iLE GOREVLiLERARASiNDA
GECMEKTEDiR.
1-Bilgisayarda calisan ogrencinin elektrik kesildikten 15 dakika
sonraki sorusu;
- Elektrik mi kesik?
2- Bos bilgisayar yok mu?
- Yok
- Hic mi yok?
3- Word'lü bilgisayar var mi?
- Hayir cilekli ve vanilyali var sadece.
4-cikinti alabilirmiyim?(Printerdan cikti almak icin ogrencininsorusu)
5- Disketi print alabilir miyim?
6-ciktilar hep siyah beyazmi oluyor?
-Hayir ara sira yesil üzerine eflatun ordek desenli de cikiyor.
7- 14 numarali bilgisayar cok salak hocam yaaaaa....
8-Chat yapabilirmiyim hocam?
-Hayir!
-Ama niyeeeee?...
9- Bilgisayarinda resimli ekran koruyucusu cikan ogrenci kosarak
gelir;
-Hocam bilgisayarima bisey oldu!!
10-Bilgisayar alabilirmiyim?
-Tabi 1 mi olsun 1,5 mu
11-Bos masa var mi?
-Masa degil bilgisayar var.
12-internet geri geldimi?
13-Hocam 1 saat sonra bu odevi teslim etmem lazim. 4 sayfa
yazilacak.
Ay
ne
yapicam ben?
-Son 1 saate kadar aklin nerdeydi?
14-iceriye yiyecekle girme lütfen arkadasim!..
-Hocam hemen cikicam
-E herhalde cikacaksin. Yatiya gelmedin di mi?
15-Hocam ....... adli sarkiyi calarmisiniz?
-Peceteye yaz ver...
10 dakika sonra ogrenciden peceteye yazili olarak sarki istegi geldi.
16-Hocam sinavdan ciktim cok kotü gecti...
-Olsun mühim olan katilmakti...
17-Saat baslarina ceyrek kala dagitilan bilgisayar kartlarini almak icinogrenciler ceyrek gecelerde siraya giriyorlar...
18- Hoca; - Ama tezgahin onünü kapatiyorsunuz...
19-internet yok mu?
-Hayir erisim su an yok. Sorun bizden kaynaklanmiyor.
-Niye Superonline kullanmiyormusunuz?
-internet baglantisi geldimi?
-Bugün internete giremeyecekmiyiz yani?
-internet düzeldimi?
-internetler acikmi?
-Baglanti gelmedimi?
-Gelmeyecekmi hic?
-Ne zaman gelecek?
-Niye kesik?
-Ne zaman kesildi?
-1 saate kadar gelirmi?
20-Ben sabah geldim. Diger amca vardi. O amca varken.........
-O amca degil Erol Hoca
21-Disketle birliktemi yazmaya baslayacagim?
-Evet bir iki üc diyince ayni anda baslayacaksin..
22-3.5 A'yi bulamiyorum (ogrenci disket sürücüyü soruyor)
23-A 3.5'mu atiyor???
24-internet var mi?
-Hayir kesik..
30 dakika sonra ayni insan
-internet geldimi?
-Hayir hala yok.
30 dakika sonra ayni insan
-Hocam baktim ama internet hala yok galiba!
-internet var mi?
-Hayir kesik
-Peki ne zaman geleyim?
25) 2-3 dakika yaziciya cikti gondermeyin...
-Yani yaziciya cikti gondermiyecekmiyiz?
26-cikolata ikram edilen ogrencinin ilk sozleri;
-Ellerim cukulata olucak
27-Masa alabilirmiyim?
-Sitelerden bulabilirsin
28-Telnet geldimi?
29-Word'un oldugu bir yere oturup yazi yazabilirmiyim?
-Word'e sor kabul ederse oturursun
30-internet baglantisi kesik.
-Ben telnet kullanacaktim ama...
31-Ders mi var?
-Hayir internet kesik.
-O zaman girmeyeyim.
32-internet hala gidik mi?
-Hayir gelik.
-Hii?!
33-Bilgisayara disket sokabilirmiyiz?
34- Pardon 11 numara nerde oluyor?
-Buyrun ben gostereyim..
35-Bilgisayar disketi hapsetti vermiyor.. naapicam?
36-Yeni seansa uzatabilirmiyim?
-Yeni seans ne zaman basliyacak?
37-Printer sayfasi ne kadar?
-40 bin
-25'di artmis dimi?
-Afferin
38-Bir word'lü birde internet'li bilgisayar alabilirmiyim?
-Ortaya karisik yaptiralim istersen
39-cikti alamazsiniz. Toner yok
-Niye yok?
-Ne niye yok?
-cikti
-Toner yok
-Haaa
40-internet kesikmi?
-Kesik
-Hepsindemi kesik?
-Hayir.. Sirayla gidiyor..1 kesik 1 bagli....
41-internet kesikmi?
-Kesik
-E-maillerimize bakamazmiyiz??
42-Sadece bilgisayar istiyorum.
-Ama biz yaninda plastik tarak, 10 tane cengelli igne, birde limon internet baglantisi var mi?
-Yok
-LES sonuclarina bakacaktim
-Ama internet kesik iste.. bakamayacaksin
-Hemen bir baksak??
-Yaw iyide internet kesik amaaa
-Gercekten yok mu?
Yanindaki diger ogrenci;
-Bak bak orayada yazmislar zaten
-Daha ne diyim bilmiyorum valla. Yok iste internet..
-E peki aksam evden bakarim o zaman
-En iyisi
61-cikti veriyormusunuz?
-Veriyoruz.. ne kadar lazimdi?
-Yaaa cikti almam lazim benim
-Tamam 3 numarali bilgisayara gecebilirsin
-Ama tek basima yapamam
-O zaman 2-3 arkadasini daha cagir..
62-Burdaki amca nereye gitti?
-Ne amcasi?
-Bi dayi vardi ya
-O dayi veya amca degil Erol Hoca
-Yaw bizim hemsehri oluyorda..
-Gene de Erol Hoca
63-Bilgisayarda ne yapabilirim?
-Valla bilmiyorum senin yetenegine kalmis
64-Bilgisayar alabilirmiyim
-Tabii
65-internete giricem.. ilk defa geliyorum
-Heyecanlimisin?
66-Hocam yazici calisiyormu?
-Hayir bugün izinli..
-Nasil yani???
67 -internete girmek istiyorum.. Girebilirmiyim?
-Tabii ama bu kiyafetle giremezsin.. Üstünü degistirmen lazim
68 -Ama bu printer basiyoooorr
-Ne yapmasini bekliyordunuz?
-Ama durduramazmisiniz.. Ben sadece bastaki sayfayi gondermek istemistim
-Bunu daha once soylemeliydiniz
-Ama ne yapayim o kadar cok isim var ki...
-Sormayin bizim de... bizim de....
69- 6 numarali bilgisayari alabilirmiyim?
-4 numara bos.. ama merak etmeyin 6 no.lu bilgisayarla ozellikleri ayni
-Ama onda chat yapamiyorum da
-Chat zaten yasak..yapmayin lütfen
-Peki o zaman bende microsofta bakayim (Gozler alternatif gorsün)
70- Monitorün üzerinde takili duran kagit tutacagini goren ogrenci;
-Hocam bu dikiz aynasi mi????
71-Gorevli bilgisayarinda icide @ isareti bulunan bi salyangoz resmini cizmekte ve begenmeyip yeniden cizmekte, cizilen bu
salyangozlar
A4
boyutunda bir kagit üzerinde birikmektedir. ogrenci gorevliye sorar;
-Afedersiniz bu salyanozlari ne yapacaksiniz?
-Aksama misafir var da,salata yapip yiyicez
-Fransiz misiniz??
72- ogrenci bilgisayar karti almak icin numara soruyor;
-3 ve 4 arasinda en iyisi hangisi?
-Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri
73-Elektrikler kesikken ogrenci gelir;
- Aaa ne kadar bos
- Evet bos
- calisabilirmiyim
- Olmaz
- Niye hocam... Hemen maillerime bakip cikicam
- Olmaz mümkün degil
- Ama niye hocam
- cünkü elektrikler kesik
- Hadi yaaaa...
- Yaaaaa
74- internet var mi?
- Var.. Ne kadar lazim?
75-Yer var mi?
-Var..Pencere kenarimi olsun koridor mu?
-Hii?..
AMERİKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?
Amerika'da yasayan bir Turk'den gelen mesaj:
Butun arkadaslara merhaba. Bugune kadar sahit oldugum olaylar aklima, basliginda belirttigim soruyu getirdi. Bazi olaylari size de anlatiyorum.Bu konuda herkes kendi kararini vermekte ozgurdur.
AMERIKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?
En son basima gelen hadiseden baslayayim. Dun (2 Ekim Cumartesi) sabah 9`da, AT&T adli dunyaca meshur telefon firmasindan aradilar. "Bize uye olmak istermisiniz?" dediler. (Burada telefon sirketini kendin belirliyorsun, Turkiye`deki gibi tek sirketin yani Turk Telekom`un tekeli yok) Ben, "Turkiye`yi aramanin dakikasi kaca?" dedim, telefondaki "45 cent" dedi. "Ben, 10 dakikalik gorusmeyi 2$`a yapiyorum" dedim. "Iyi ya, bizimkisi 2$ degil 45 cent" dedi. "Bak kardesim, ben 2$`a 10 dakikalik gorusme yapiyorum, anlatamadim mi" dedim. Bana "O zaman dakikasina kac para veriyorsunuz?" demez mi? Kendi kendime "Al iste, sabah sabah bir gerizakali Amerikali daha" dedim.Kendisine kibarca izah ettim: "10 dakika 2$`sa dakikasi 20 cent yapar" dedim. Telefondaki beyinsiz "Mumkun degil bu kadar ucuza olamaz, siz islem hatasi yapmissinizdir" dedi. Kendi kendime "Sen beni Amerikali mi zannettin ki, 2$`i 10`a bolerken islem hatasi yapayim" dedim ve sabah sabah gunaha girmemek icin "Kardesim, sagol, ben sizin sirkete uye olmayacagim" dedim ve kapattim.
Gecenlerde McDonalds`da 3.01$ tutan borcumu odemek icin 5$verdim, 1 cent daha verdim. Herif, once 5$`dan ne kadar para ustu vermesi gerektigini hesap makinesi ile hesapladi, once hesap makinesinin gosterdigi 1.99$`i bana bir suru bozukluk olarak geri verdi, sonra 1 cent daha verdi. Ben "Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direk 2$ kagit para versene" dedim. Kusbeyinli, bu sefer 5.01`den 3.01`i cikardi ve hesap makinesinde 2 rakamini gorunce bendeki parayi alip, 2$ verdi. Simdiye kadar hicbir magazada, kasiyerlerin bozuk para odemek zorunda kaldiklarinda bir miktar daha isteyip, butun para geri cevirebildiklerini gormedim. Mesela hesap 15.25$ tutsa ve siz 20 $ verseniz, size 4 tane 1`lik, 3 tane 25 centlik verirler. hicbirisi 1 tane 25cent alip, tek bir 5dolarlik geri cevirmeyi dusunemez/hesap edemez.
Buyuk bir magazanin girisine ve raflarina su uyariyi asmislardi: "Magazamizda gizli kamera sistemi vardir." Daha sonra sunu eklemeyi ihmal etmemisler, malum bu yaziyi okuyan Amerikalilar "Bana ne, ben zaten buraya gizli kamera sistemi almaya gelmedim" diyebilir diye. "Gizli kamera sistemi sayesinde, yapilan hirsizliklari tesbit edebiliyor ve mahkeme onunde delil olarak gosterebiliyoruz."
Bir bankanin ATM karti muracat formunda su paragrafin altini imzalamanizi istiyorlar:" 5 haneli banka sifremi sayilardan ve harflerden olusturacagima, sifrenin tamaminda ayni rakami veya harfi kullanmayacagima, Q ile 0`i, 2 ile Z`yi birbirine karistirmayacagima..... soz veririm" Anlasilan bankaya gelen bircok sifre probleminde bunlari birbiri yerine kullanip da unutan o kadar cok insan vardi ki bu paragrafi eklemeye luzum gormusler
Su olayi da bir arkadastan duydum, gercek oldugunu soyledi: Kadinin, biri evine yeni bir mikrodalga firin almis. Kadinin, bir de cok sevdigi bir kedisi varmis. Birgun kadinin, kediyi yikamasi gerekmis. Tabi kediyi yikadiktan sonra bir de kurutmak lazim. Aklina bu isi cabucak halledebilecegi parlak(!) bir fikir gelmis. Islak kediyi alip, mikrodalganin icine koymus. Tabi zavalli kedi, mikrodalganin kapagi tekrar acildiginda olu bir sekilde firinin icinde boyluca yatiyormus. Bu durum karsisinda kadin, sevgili kedisini kaybetmenin intikamini almak icin mikrodalga ureticisi firmanin aleyhinde yuklu bir tazminat davasi acmis. Mahkemenin karari ise su: Uretici firma, firinin kullanma klavuzunda "Icinde kedinizi kurutmayiniz" yazmadigi icin sucludur ve istenen tazminati odemekle yukumludur.
Su hadiseleri hepiniz duymussunuzdur: CD suruculer Japonya`da uretilip Amerikan piyasasina ilk girdiginde Amerikalilar`in "Su japonlar ne pratik insanlar, kolaylik olsun diye bilgisayarlara 'mug holder' (seramikten yapilan buyuk bardaklar ki Amerikalilar kahve ve corba icmek icin cok kullanirlar) ilave etmisler" diyerek bir cok CD surucunun 'tray' (CD surucunun CD-ROM koymak icin disariya cikan kismi, CD tepsisi) kısmını içi dolu agir bardaklari koymak suretiyle kirdiklarini; bilgisayarda "Press any key to continue" yazisi çıkınca fellik fellik klavyede 'any' yazili tusu aradiklarini duymayan yoktur.
Isin tuhafi, galiba Amerikalilar`da salak olduklarinin farkinda. Bir gun Elektromanyetik dersinde cocuklara soru cozerken "Biz, bu dersi 2. sinifta aliyoruz" dedim (burada son sinifta okutuluyor). Cocugun biri daha evvel Turklerle kalmis, onlari o kadar zeki bulmus ki, bana "Ortaokul iki de mi, lise iki de mi?" diye sordu. Ben de "İlkokul ikide" diyecektim de cocuklarin gerizekaliligini yuzlerine vurmak gibi olmasin diye "Universite iki" dedim.
Hepinize sevgilerimle...
A. B. . Syracuse University Department of Electrical Eng.& Computer Science
Renkli kişiliğiyle ün yapmış bir felsefe hocası, yılın son sınavını yapmak üzere sınıfa girmiş...Bütün öğrenciler çok heyecanlı, hepsi merakla soruları bekliyorlar. Felsefe hocası sınıfa şöyle bir bakmış, derken sandalyesini kaptığı gibi kürsünün üzerine koymuş..
"İŞTE 100 PUANLIK TEK SORU" demiş.. "BANA BU SANDALYENİN VAROLMADIĞINI ISPAT EDİN"
Herkes bir girişmiş yazmaya efendim hızlı hızlı yazanlar harıl harıl düşünenler derken, aralarından biri kağıda tek bir cümle yazmış sonra kalkmış hocasına vermiş, ve sınavı bitirip çıkmış....
Sonuçlar açıklandığı zaman bir bakmışlar koca sınıfta 100 üzerinden 100 alan tek kişi var, o da sınavı 2 dakikada bitirip çıkan çocuk..!!!
Peki acaba çocuğa 100 puan getiren o tek cümle neymiş???? Cevap kağıda sadece şunu yazmış:
"HANGİ SANDALYE?"
Ingiltere'nin Dorset limanina gectigimiz nisan ayinda gelen ve George adi verilen bir erkek yunus baligi, biranda ada halkinin sevgilisi oldu. Herkesle oyunlar oynayan George ciftlesme doneminde birden degisti.
Kadinlara karsi cinsel istek
Ancak Georg'un sorunu ciftlesme doneminin gelmesi degil, ciftlesmek icin insanlara saldirmaya baslamasi. onceki gun bir kez daha kiyiya gelen yunus, kadinlara yaklasarak sarkintilik etmeye baslayinca ortalik karisti.
Duyanlara 'Olur mu canim oyle sey' dedirten olay Ingiltere'nin Weymouth kentinde meydana geldi. Kentin Dorset limanina gectigimiz nisan ayinda gelen ve George adi verilen bir erkek sise burun cinsi yunus, insanlarin sevgilisi oldu. Fakat herkesle oyunlar oynayan George son donemde birden degisti cunku ciftlesme donemi geldi. Ancak Georg'un sorunu ciftlesme doneminin gelmesi degil, ciftlesmek icin insanlara saldirmaya baslamasi. 10 yasindaki 180 kiloluk yunus, israrla kiyiya geliyor ve insanlara yaklasiyor. Yunus uzmani Ric O'Barry, "George'un insanlara duydugu cinsel istek tehlike olusturuyor. Bircok kez yuzenlerle ciftlesmeye calisti" diye konustu. O'Barry, ozellikle bayan yuzuculeri uyardi: George bayan yuzuculeri etraflarinda daireler cizerek kiyidan uzaklastiriyor sonra da saldirip ciftlesmeye calisiyor. Bogulmaniza neden olabilir. Dikkatli yuzun, denizde size sarkintilik yapabilecek bir yunus var uyarisinda bulundu.
InternetHaber.Com - 05.06.2002
Devlet tiyatrosundan bi arkadas, bi
oyun için mi ne
artik, Akçaabat'a gitmis. Ekip olarak
sehir
merkezine gelmisler. Kafalarini
kaldirinca koca bir bez
afis
görmüsler. Söyle yaziyo:
Ben de sporcunun zeki, çevik ve
ahlakli olanini severim.
AKÇAABAT BELEDIYE BASKANI
Olay Odtu'de geçiyor. Disarıda bahar
havasi; amfide kalkülüs
dersi, hem
de
ıngilizce. İnsanlar seçimlerini doğru
yönde kullanmis
olacaklar ki,
100
kisilik
siniftan anca 15-20 kisi var içerde.
Onlar da kağıt falan
oynuyolar.
Bir
tek
en önde bi kızcağız dersi dinliyor...
Aklina bisey takiliyor,
hocaya
ingilizce
soruyor.
-Şurdaki nevaleyi tekrar anlatir
misiniz diye... Hoca
eyvallah diyor,
dönüyor...
Basliyor bütün konuyu yeniden, ama bu
sefer türkçe
anlatmaya.
Bitiriyor...
Kıza
dönüp;" simdi anladin mi?" diye soruyor.
Kizdan gelen cevap
yarim
yamalak bi türkçeyle ;"ama hocam siz
türkçe anlatiyor ben
anlamadi."
Hoca
durur, amfi yerlerde...
Genç kadın bebegin güzelligi karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bi burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördügü en cana yakın kız çocuguydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için egildiginde;
Dokunma bana...'' diye bir ses duydu.
''Beni okşamaya hakkın yok senin...''
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka kimse yoktu içeride.
Aynı sesi tekrar duydugunda bebege döndü. Aman allahım!.. Yeni dogmuş görünmesine ragmen konuşan oydu.
''Bana yaklaşmanı istemiyorum'' diye devam etti.
''Hemen uzaklaş benden...''
Kadın, biraz olsun kendini toparlayarak:
''Çocuklarımız hep erkek oluyor'' dedi.
''Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim.''
''Beni öpemezsin'' diye aglamaya başladı bebek.
''Benim de seni öpemeyecegim gibi...''
''Neden?'' diye sordu kadın. ''Neden öpemezsin ki?''
Bebek, hıçkırıklara bogulurken:
''Bunun sebebini bilmen gerekir'' dedi.
''Düşünürsen mutlaka bulacaksın...''
Kadın, neler olup bittigini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkarıp kadına uzatırken:
''Geçmiş olsun hanımefendi'' dedi.
''Başarılı bir kürtajdı dogrusu.
Ha..! Sahi, ''kız''mış aldırdıgınız bebek.''
Arkadaşlarla yemek yiyecektik. Lokantaya gittiğimde henüz kimse yoktu..
Bir süre sonra kalabalık bir grup halinde geldiler. Öpme faslında o sırada sipariş almak üzere bekleyen garsonu da öpmüştüm! Tabii kahkaha tufanı kopmuştu. İste o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Gece otobüsle İstanbul'dan İzmir'e gidiyordum. Yanımda oturan da benim gibi iri kıyım olunca komple vücut teması oldu. Gecenin ilerleyen
saatlerinde, ikimiz de uyumuşken, yanımdaki yolcu birden sıçradı. Karımdan alışık olduğum için,"Geçti bitanem. Ben yanındayım, yok bir şey" deyiverdim!
Adam gözlerini aralayıp dehşetle bana bakmıştı. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
6 yaşındayken komşu ablaya izlediğim çizgi filmi anlatıyordum. Babası da yanımızda oturuyordu. Çocuk salaklığıyla, gorilleri anlatırken,"Böyle
böyle göğüslerine vuruyorlardı abla. Hem de göğüsleri seninkilerden daha büyüktü" demiştim! Yıllar sonra bizi ziyarete geldiklerinde adam bunu
hatırlattı. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Dünyanın parasını verip aldığım yırtık model jean pantolonumu giymiş sevgilimle dolaşıyorduk. Babamla karşılaştık. Bacaklarıma doğru
aşağılayıcı bir şekilde bakıp,"Hayrola, mahallenin köpekleri kovaladı galiba?"demişti! İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Üniversite yıllarım... Kulak rahatsızlığımdan dolayı hastaneye gitmiştim. Doktor muayene esnasında rahat olmam için benimle sohbete başladı. "Ögrenci misin?""Evet." "Hangi üniversite?" "Uludağ" "Ben de oradan mezun
oldum. "Hangi bölümde okuyorsun?" "İşletme" dedim ve bombayı patlattım: "Siz hangi bölümden mezun oldunuz?" "Sence?" İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Sabah ofiste telefonla konuşuyordum. Telefonu omuzumla başımın arasına sıkıştırmıştım. Elimin birinde cep telefonu, diğerinde poğaça vardı.
Cep telefonumu şarj etmek isterken şarj aletinin ucunu birden poğaçaya soktum! Gören oldu mu diye kafamı çevirince de müdürümle göz göze geldim. Sırıtıyordu. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Lise 1. sınıftaydım. Kimya dersinde "ısınan maddeler genleşir" konusunu anlatan hocamız, "Örneğin pirinç "deyince atladım: "Haklısınız hocam yaa! 2 bardak pirinci ısıtinca koca bir tencere pirinç pilavı oluyor." Hoca, "Oğlum bu yemeklik pirinç değil, metal olan pirinç "deyince bütün sınıf
gülmekten yerlere yatmıştı. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Yirmili yaşlarım. Çok romantik bir sahneydi. Sevgilim kucağıma başını koymuş, ben de saçlarını okşuyordum. Birden başını kaldırdı, "Pantolonunun yıkanma zamanı gelmiş" dedi! İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...
Eve gitmek üzere Bakirköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp, "Bir Monte Carlo" dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp, "Abi bu Bakirköy'e gider" diye cevap verdi! İste o an benim ve şoförün bittiği andır Seyit Abi...
Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto
muhabiri çemberleri aşamayınca "Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. :-))))
İntihara Teşebbüs
Değer Bilmek
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Uzay Yakıtı
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
El öpme
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Başçavuş, Kaymakam ve Köylü
Her Başarılı Erkeğin Ardında
Deyyus Demirel
Paşa Zeki Müren
PARASIYLA DEĞİL Mİ ..?
KADIN ŞÖFÖR NASIL ANLAŞILIR ..?
BİR DELİNİN MAL BEYANI ..!
İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ ..?
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
Şeffaf Transparan Etekler
Konforlu Salıncak
Domino Taşı Dizmek
Kadın Etkilemenin Ucuz Yolu
Komik Posta Kutusu