
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79
Eski Roma"nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli, kültürü, neşesi, ev sahibeliği, üslubuyla benzeri güç bulunur, bir "şahane kadın" .. Boşanacakları haberi çıkar, tüm Roma bu haberle çalkalanır. Yakın arkadaşları bir yolunu bulur, cesaretle konuyu açarlar: — Eşin Roma"nın en güzel, en beğenilen, gıpta edilen kadını….. lafı biri diğerinin ağzından alarak dakikalarca överler. Sonra da sözü asıl soruya getirirler: — Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin? Yan yatık durumdaki general bacağını öne doğru uzatır, öne hafifce doğrulur: — Çizmemi beğendiniz mi? Önce onu söyleyin bana!! — Çok güzel! — Evet.. Tay derisinden yapılmıştır. Sicilya"nın en marifetli çizmecisi tarafından, kendi eliyle, benim için özel yapılmıştır. Bir benzerini daha Roma"da bulamazsınız!!. Şaşıran arkadaşları: — Belli, benzersiz derken de çok haklısınız. Ancak bunun, bizim sorumuzla ne ilgisi var?
O pazar, Bay Murphy"yi kilisede gören papaz, gözlerine inanamaz, çünkü ilk kez onu kilise de görmektedir. Ayini bitirir bitirmez yanına gider: — Murphy, seni burada görmek ne güzel!! Doğrusu merak ettim, seni buraya neyin getirdiğini, hoşgeldin! Murphy: — Sana neden yalan söyleyeyim aziz peder! Bir süredir çok sevdiğim şapkamı bir yerlerde bıraktım ama nerede bıraktığımı bir türlü hatırlayamıyorum. Bay McGlynn"in de aynı şapkası olduğunu ve her pazar kiliseye geldiğini biliyorum. Ayinde şapkasını çıkartıp, kilisenin arka tarafındaki askıya koyacağını düşündüm. Yani! Duadan sonra, ayin başlamadan kiliseden ayrılırken, McGlynn"in şapkasını da aşırmayı planlamıştım. Papaz: — Ama görüyorum ki bunu yapmamışsın. Neden fikrini değiştirdin? — Sizin "10 emir" konusundaki vaaz’ınızı dinlerken aniden anladım ki, aslınd McGlynn"in şapkasını çalmak zorunda değilim. Verilen bu karşılığa çok duygulanan, gözü yaşaran papaz, yüzüne yayılan dostça bir gülümsemeyle Murphy"ye bakar: — Bunu duymak ne kadar güzel!... Yani benim konuşmamın "Çalmayın" bölümünü dinlediniz ve çaldığınız takdirde cehennemde başınızı yakacak o şapkadan vazgeçtiniz! Murphy başını yavaşça iki tarafa sallayarak:
Pazar günü kiliseye yığılan kasaba halkı tam dualara başlayacakken mihrapta birden şeytan görünür... Cemaat dehşet içinde kapıya hücum eder.. Beş dakikada, arka sıralardan birinde oturan yaşlı bir adam hariç herkes kiliseyi terk eder. Şeytan kafasını kaldırır ve yaşlı adamı görür.. Onun niye kaçmadığını merak eder. — Sen benim kim olduğumu biliyor musun? — Evet efendim, biliyorum.
Pazar günkü ayinin sonunda, rahip her zamanki gibi pazar sohbetini yaptı ve konuşmasını şu soruyla bitirdi: - Demek ki, Rabbim adına ne yapmamız lazım, düşmanlarımızı affetmemiz lazım. Öyleyse, bu sohbetimiz ardından, aranızdan kaçı düşmanlarını affetti? Cemaatin %80"i ellerini kaldırdı. Rahip, sorusunu yineledi... Bu kez hepsinin elleri havadaydı, yukarıdaki yaşlı teyze hariç... Rahip sordu: - Mrs. Neely? Hayırdır? Düşmanlarınızı affetmek size bu kadar mı zül geliyor? Mrs. Neel titrek ve son derece şeker haliyle: - Düşmanım yok ki!!! Cemaatten uğultular, şaşkınlık ifadeleri yükseldi. Rahip devam etti: - Ooo bu gerçekten inanılmaz güzel bir şey!!! Kaç yaşındasınız Mrs. Neely? - 98! Cemaat ayağa kalkmış, gözyaşları içinde onu alkışlıyordu... - Mrs Neely, lütfen, şöyle yanıma gelir misiniz? Lütfen yavaş! Yavaş.. Aman dikkat... Hah! Şimdi, cemaate dönelim... Evveeett! Lütfen buradaki müminlerimize bu işin sırrını söyler misiniz? Nasıl oluyor da insanın 98 yıl gibi uzun bir ömür de hiç düşmanı olmuyor?
Mahkumun biri yeni hapishaneye nakledilir.. Üzerinden 3-5 ay geçince koğuşun en kıdemli mahkûmlarından birine yaklaşır: — Bu hapishanenin 100 metre ilerisinde ne var? Adam: — Genelev!! Neden sordun? Ayrıca hiç umutlanma!! Tahliye olmadan asla gidemezsin!! Yeni mahkûm: — Şey… Ben ondan sormamıştım. Bak, karım mektubunda ne yazmış? Koğuş kıdemlisi mektubu alır, okumaya başlar:
20 yıllık bir evlilikte sorunlar başlayınca, onlarda kendilerini bir evlilik danışmanının önünde bulurlar..Danışman, sorunun ne olduğunu sorar sormaz, kadın bunca yılın birikiminden olsa gerek hemen söz alır. Heyecan, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla geçen 20 yılda çektiklerini sıralamaya başlar. Hepsini, ama hepsini, eksiksiz sayar. Kocasının ona olan ilgisizliğini, soğuk davranışlarını, umursamazlığını, yabancılaşmasını, yalnızlığını, aralarındaki ilişkinin bittiğini, duygusal ihtiyaçlarının artık karşılanmadığını ve evliliklerinin kavram itibariyle boş ve anlamsız bir birliktelik haline geldiğini, anlattır da anlatır.. Danışman da kadının iyice içini dökmesine izin verir sonra da birden ayağa kalkar, kadını da ayağa kaldırır, önünde bir an hareketsiz tutup gözlerinin içine baktıktan sonra arzu ve şehvet ile saldırırcasına sarılıp uzun uzun öper.
Fransız, Alman ve Türk, müzedeki "Âdem ile Havva Cennette" tablosuna bakarken, Alman: - Vücutlarının kusursuzluğuna bakarsak bunlar mutlaka Alman’dır!. Fransız hemen karşı çıkmış: - Hayır! Havva"nın güzelliği ve Âdem’in yakışıklılığına şöyle bir bakın! Bunlar olsa olsa Fransız’dır, deyince,
Günün birinde üç kadın ormanda yürürlerken karsılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı. Ama nehrin karşi kıyısına mutlaka geçmeleri gerekiyordu. Peki bunu nasıl başaracaklardı? Birinci kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver!" Pppppfffffuuuuuffffff.... Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma tehlikesi geçirdi. Ama, başarmıştı!!!! Bunu gören ikinci kadın da Tanrıya dua etti -Tanrim lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver!" Pppppfffffuuuufffff....... Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı kıyısına geçmeyi başardı, ancak birkaç kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karşilaştı..
Yeryüzündeki herkes ölür ve Azrail karşılarına alır..ve derki: "Erkekler 2 sıra olsun; bir sırada karıları tarafından yönetilen erkekler, diğer sırada karılarını yöneten erkekler. Ayrıca bütün kadınları cennete; onlar meleklerle birlikte gidecekler şimdi.." Böylece kadınlar gittikten sonra Azrail erkeklerin karşısına geçer. Bir bakar ki karıları tarafindan yönetilen erkeklerin sırası 100 km."den uzun; ama karılarını yöneten erkeklerin sırasında sadece bir adam duruyor. Azrail diğer sıradakilere çok kızar: "Kendinizden utanın!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yaratıldınız ve şuraya bakın, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü olmuşsunuz.
Bir golf klübunun soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş. Ortada duran bir cep telefonu çalmış, yakınındaki bir adam hands-free konum düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış. Adam: Alo Kadın: Merhaba şekerim, kulüpte misin? Adam: Evet. Kadın: Ay ben burda süper bir deri ceket gördüm. 1000 dolarcık. Alabilir miyim? Adam: Oluur, madem çok sevdin, al tabii. Kadın: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2008 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte birini buldum. Adam: Ne kadar? Kadın: 60 000 dolarcık. Adam: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim ama... Kadın: Yaşasınnn! Bir şey daha var, geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 000 dolar istiyorlar. Adam: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakın.
- Alo buyrun ? - Emel hanım ? - Evet efendim, buyrun! - Emel Karakaş di mi?! - Evet efendimm! - Hanfendi, burası b…k laboratuvarı. - Eşinizin test sonucu geldi. - Oh, çok şükür.. dinliyorum. - Ancak aynı isimde birinin daha test sonucu var elimde. Yanlışlık yapmaktan korkuyoruz.. Açık konuşmak gerekirse hangisi daha kötü bilemiyorum !!! - Ne demek istiyorsunuz ? - Valla biri Alzaymer diğeri Aids! - Bi daha yaptırsak testi?
Bektaşinin biri camiye gitmiş. Hoca konuşuyor: -Şarap içenler öbür tarafta her türlü cezayı görecek. Şarap içmeyenler her türlü sefayı sürecek. Hatta her birinin emrine 40 huri verilecek. Huriler şöyle güzel olacak, böyle güzel olacak... Şarap içenlerin ise içtikleri her şişe şarap sırat köprüsünden geçerken boyunlarına asılacak! Bektaşi dayanamayıp seslenmiş: - Hoca efendi, şişeler dolu mu olacak boş mu?
Askerde komutan emir erine seslenmiş: Çabuk bana bir lazer yazici getirin. Er gitmiş ve bir askerle geri dönmüş. Komutan : Bu ne lan? Asker: lazer yazıcı komutanım. Komutan: Nasil oluyor yani??
Tanrı dağları yaratmış, şöyle bir bakıp : "Mükemmel oldu" demis. Agacı yaratmış, bakmış ve : "Çok güzel oldu" demiş. Hayvanları yaratmış : "Of, süper oldu elime sağlık" demiş. Erkeği yaratmış : "Heyt be, budur işte" demis. Kadını yaratmış...
Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- "Ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense çocuk dogurmayi tercih ederim." der
İntihara Teşebbüs
Değer Bilmek
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Uzay Yakıtı
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
El öpme
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Başçavuş, Kaymakam ve Köylü
Her Başarılı Erkeğin Ardında
Deyyus Demirel
Paşa Zeki Müren
PARASIYLA DEĞİL Mİ ..?
KADIN ŞÖFÖR NASIL ANLAŞILIR ..?
BİR DELİNİN MAL BEYANI ..!
İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ ..?
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
Şeffaf Transparan Etekler
Konforlu Salıncak
Domino Taşı Dizmek
Kadın Etkilemenin Ucuz Yolu
Komik Posta Kutusu