
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79
Sünnetçinin biri yıllarca sünnet ettiği çocukların derilerini biriktirmiş. Yıllar sonra emekliliği yaklaştığında, bu derileri bir güzel toparlamış ve terziye gitmiş. Terziyle konuşmaya başlamış:
- "Bak kardeşim, sen de sanatkarsın, ben de! Bu deriler benim 20 senelik emeğim. Bana öyle bir şey yap ki, bundan ben hayatımın en güzel 20 yıllını hiç unutmayayım!"
Terzi:
- "Tamam abi, sen merak etme bir hafta sonra gel!" demiş.
Bir hafta geçmiş bizim sünnetçi gitmiş terziye;
- "Ne yaptın hallettin mi?" dıye sorar sormaz, terzi bir cüzdan çıkartmış. Tabii sünnetçi siniırle;
- "Ne bu 20 yıllık emek, bir cüzdan mı oldu! Ne yaptın sen?"
Terzide hemen;
- "Abi, öyle deme! Okşayınca bavul oluyor!"
Yakışıklı bir genç ve yaşlı bir Yahudi uzun bir tren
yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşırlar. İhtiyar
biner binmez, genç adam saati sorar, ancak yanıt
almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç
konuşmazlar.
Ertesi sabah, varış¸ istasyonuna gelmeden önce,
ihtiyar "Şimdi saat 8.30 oldu!" der. Genç, şaşkınlıkla
"Niye ancak şimdi cevap verdiniz ki?" diye sorar.
"Bakınız, genç adam: Size dün akşam saati söylemiş
olsaydım, sohbete baslayacaktık. Bana muhtemelen,
benim de gittiğim kente yolculuk ettiginizi ve belki
de oraya ilk kez gittiğinizi söyleyecektiniz. Ben de,
iyi bir insan olduğum için, sizi evime davet
edecektim. Orada kızım ile tanışacaktınız. Çok güzel
bir kız olduğu için, onu kesinlikle beğenecektiniz.
Eh, siz de çirkin sayılmazsınız - o da, sizi
beğenecekti. Kuvvetle ihtimaldir ki, bu iş evliliğe
kadar gidecekti. Ben de düşündüm:
Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne
işim var.
Iki Yahudi arkadas, piyasayi arastirmislar ve o sene
haki renkteki kumasin moda olacagini ögrenmislerdi.
Bütün varliklarini paraya çevirdiler.Piyasadaki
bütün haki kumaslari satin aldilar.
Depolari bu renkteki kumaslarla doldu ancak kimsenin
bu kumaslara talip olmadigi görüldü. Iki kafadar
artik iflasin esigine gelmislerdi. Moiz ve Aron
dertli dertli oturuyorlardi. Artik biçagin kemige
dayandigi bir gün kapi çalindi ve içeriye bir albay
girdi:
"Siz de dedi haki renkte kumas var mi?" Kulaklarina
inanamadilar. Hemen atildilar: "Evet albayim var,
gösterelim" dediler.
Albay, dikkatle kumaslari inceledi. "Çok begendim",
dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000
adet haki renkte elbise yaptiracagiz.
Ancak tabii ki benim tek basima begenmem yetmez.
Generalimin de oluru lazim. Bana bir parça numune
verin. Yarin öglen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal
ederim. Eger telgraf gelmezse kumaslari kesip imalata
baslayabilirsiniz."
O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi
zaman "ya iptal olursa" diye düsündüler. Ertesi gün
saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile
postaciyi beklediler. Gelmesin diye dua ederek.
12'ye 5 kala postaci sokagin kösesinden gözüktü.
"Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler.
Ancak postaci gelip kapilarini çaldi. Moiz,büyük bir
kederle koltuga çöktü. Aron da çaresiz kapiyi açti.
Postacinin elinde bir telgraf vardi. Aron titreyen
elleri ile telgrafi açti, okudu ve sevinçle seslendi:
"Müjde Moiz, baban ölmüs!.."
(Yahudi'lerin kafaları ticarete iyi çalışır mantığı ile yazılmış bir fıkradır.)
Yaşlı amca artık eşine yanaşamaz duruma gelince kendisini üroloji doktoruna muayene ettirmeye karar vermiş, Ürolog, amca nedir derdin anlat bakalım demiş, yaşlı amca ah oğul evvelden bu meret çok iyi çalışırdı son zamanlarda artık iş görmez oldu şuna bir bakıver bakalım bu meret çıkık mı kırık mı nedir?
- Doktor, peki amca çıkart bakalım donunu demiş, amca çıkartmış, doktor uzaktan söyle bir bakmış bakmış, amca bu ne çıkık ne kırık bu bıkık bıkık demiş,
Bir adam, ilk cinsel tecrübesini elli yaşında yaşar. Heyecana kapılıp vefat eder. Yüzündeki gülümseme üç günde geçer, tabutu kapatmaları'da bir hafta sürer.
Temel ava çıkmış. 3-5 saat gezinmiş av bulamamış. Dönmeye karar vermiş. Yol üzerinde ufak bir delik görmüş deliğe tüfeği sokmuş ateş edip elini deliğe atmış. içinden çıkan fareyi çuvala atmış. Yola devam ederken daha büyük bir delik tüfeği sokmuş : Baam elini deliğe atmış içinden çıkan tavşanı çuvala atmış. Yola devam daha büyük bir delik. tüfeği dayamış baam... Bir tilki hemen çuvala.
Ertesi gün Trabzon gazetelerinde bir haber...
Dün feci bir tern kazası sonucu bir vatandaşımız tren altında parçalanarak can vermiştir. Merhumun trenin altında kalmadan trene bir el ateş ettiği sanılıyor....
Doğu ile Batı Almanyanın birleştiği ilk yıllar. Külüstür bir Fıat Bise sahip Doğu Alman otobana çıkmış. Otobanda giderken araba arızalanmışç Bir ferrarili durmuş. Bakmışlar tamir edecek gibi değil. Arabanın arkasına bağlayıp çekmeye karar vermişler. Ferrarili: Ben 60-70 le yavaş yavaş giderim. Bir aksilik olursa sen bana selektör yap demiş. Yolda 5-10 dakika bu şekilde giderken yanlarından Geçen bir BMW sahibi Ferrarili ile yavaş gittiği için alay etmiş. Sinirlenen Ferrarili arkadaki bağlı arabayı unutarak basmış gaza 200-250 derken 300 km.de Bmw yi yakalamış. Başlamışlar yarışa. Korkudan ödü bokuna karışan Bis sahibi başlamış selektör yapmaya. Otobanın yanındaki tarlasında çalışan çiftçi bunu görüp şaşkınlıkla: Ya Ferrari ile BMW kapışmışlar o tamam da şu bİS de Onlara kafa tutup geçmek için yol istiyor hayret bee....
Üniversite öğrencileri yıl sonu dönem ödevleri için öğretmenlerinin tayin ettiği bir köye giderler. Bu köyün muhtarını bulup ödevleri hakkında biraz açıklama yaptıktan sonra yardım isterler. Muhtar bu öğrencileri köyün en yaşlısı olan Hasan Amca' ya gönderir.
Hasan Amca' da köyün kahvesinde oturup çay içerken öğrenciler gelir ve tanışırlar. Sonrada "Hasan Amca bize en güzel anınızı anlatmaya başlar mısınız lütfen, artık işimize başlayalım" derler. Hasan Amca anlatır;
"Bir gün köyün eşşeği kaybolmuştu ee tabii bizde o zamanlar gençtik, köyün delikanlıları toolandık 3 gün 3 gece eşşeği aradık bulduk mike mike getirdik"
Deyince gençler birden bire " Yaa Hasan Amca biz bunu ödev diye nasıl yazalım ayıp denen bir şey var, sen bize başka bir anını anlat en iyisi. Hasan Amca yine
"bir gün yine köyün horozu kayboldu, yine bizler koyulduk üç gün üç gece horozu aramaya başladık, buluncada mike mike getirdik deyince, gençler hep bir ağızdan yaa amca biz bunuda yazamayız, sen bize başka bir güzel anını anlat. Hasan Amca;
"Hah bu çok güzel bunu iyi dinleyin. Bir gün muhtarın kızı kaybolmuştu, Kızı bir görseydiniz bir içim su, tabii biz delikanlılar çıktık üç gün üç gece kızı aradık bulduk mike mike getirdik, deyince gençler yaa Hasan Amca bu da olmaz, sen bize en iyisi kötü bir anını anlat deyice, Hasan Amca;
"Bir gün de ben kaybolmuştum...
Ülkenin birinde kitap okumak yasakmış okuyan asılıyormuş devriye çavuşu bi akşam kır saçlı bi adamı çevirmiş bakmış elinde accaip kalın bir kitap hemen kelepçeleri takacakmış ki adam bilmiş bir tavırla "olum bu sizin bildiğiniz kitaplardan değil" demiş asker de "lan kitabın ölesi bölesi olmaz yürü gidiyoruz "demiş adam tekrar" olum bu mantık kitabı "demiş asker merakla mantık nedir diye sormuş adam bilmiyomusun demiş asker yoo diyince askeri kolun dan tutarak gel anlatiimsana demiş başlamış anlatmaya" senin evde akvaryumun var mı diye sormuş askerde var demiş akvaryuma bakınca aklına ne geliyor demiş askerde deniz, kumsal falan demiş peki demiş adam kumsal diyince ne geliyor aklına bikinili hatunlar ve sex demiş asker kadınlara düşkünsün demiş adam asker evet demiş o zaman demiş adam sen .bne değilsin askerde tabiki demiş "işte sorularla sonuca ulaşmaya mantık denir demiş.
Bu askerin çok hoşuna gitmiş arkadaşlarına hava yapmak için kitabı alıp adamı göndermiş zar zor kışlaya sokmuş kitabı yat emri verildiğinde çıkarmış ve başlamış okumaya diğer askerler panik yaparak "olum sen bizimi öldürteceğin çabuk yok et o kitabı "diye çırpınırken bizimki hiç istifini bozmada
"olum bu kitap ötekilerinden değil.bu mantık kitabı "demiş sazan askerlerden biri hemen atlamış "mantık nedir yav "demiş asker de "bilmiyor musun ,otur yanıma da anlatiim sana" demiş ve sormuş "senin evde akvaryumun var mı? Asker yooo diyince gayet bilmiş bir tavırla "olum sen .bnesin "demiş
Emeklilik sınırına dayanan Memur Temel, yolda ayni işyerinden birkaç ay önce emekli olan arkadaşı Dursun ile karşılaşır.
TEMEL:Ula Dursun..Nasılsun?.Eyimi- sun?..Emeklilik nasıl gidiyii?..
DURSUN:Çok iyi gidiyii..Hayatimın ikinci paharını yaşıyrum..
TEMEL:Nasıl olii bu.?..
DURSUN:Gece penum karuya hadi diyuyrum.. Bir.. İki.. üç..dört..ohh
dünya var imiş..
TEMEL:Hiç dinlenmeden mi?
DURSUN:Haçan her muameleden sonra bir soluk alıyrım da..
Dursundan ayrılan Temel, eve yollanır. Aklı Dursunun söylediklerinde kalmıştır. Kendi kendine "Ha bu Dursun benden yaşli.. o dört vuruyi ise bende vururim."deyip, gece Fadimenin üstüne biner.. Ha bakalım de bakalım birinci seferi zorla halleder. Fadime arkasını dönünce Temel kızar:
- Bana bak karu.. Bu gece uyumak yok.. Dinlenip dinlenip yapacağum senü...
Temel dinlenir; İkinci... Biraz daha dinlenir; Üçüncü.. biraz,biraz daha;dördüncü...
Ertesi sabah işe geç kalmıştır.
Soluk soluğa iş yerine gelir. Merdivenlerde müdür hiddetle bağırmaktadır:
-Be adam,nerde kaldın.?..
Temel saatine bakar;onbeş-yirmi dakika gecikmiştir.Müdüre:
-sevcilü müdürim der,bunca senedür çalşıyrim,ha bi kerede yirmü dakkacık geç kalmayı bana çok görme da..
Temelin bu savunması karşısında şaşıran müdür daha da hiddetlenir:
-Ne yirmi dakikası kardeşim..ondan geçtik;Pazartesi..Salı..Çarşamba...perşembe..Tam dört gündür nerdesin.?..
Çapkın kahramanımız, güzeller güzeli gazete bayiine yaklaşır ve;
- ''Canım, bana bir SABAH, bir AKŞAM, iki POSTA verir misin?''.
Belediyeye şoför alınacakmış, başvuran hiçbir Karadenizliyi ise almamışlar.
Sebebi sorulunca yetkililer :
- Biliyorsunuz otobüsler kalabalık olur , ve sürekli "sıkısın" diye bağırmak gerekir. Bunu doğru söyleyebilen bir Karadenizli bulamadık.
Bir Irlandali, Irlanda da bara gitmis uc bira istemis.
Barmen biralari vermis irlandali sirayla herbirinden birer yudum icmis ve bu sekilde biralari bitirmis. Barmen dayanamamis
sormus;
"kardesim niye uc birayi bir anda istiyorsun, bi tane soyle bitir digerlerini sonra iste"
irlandali:
"biz uc kardesiz, ben irlandada, digerimiz ingiltere digerimiz
amerikada,
aramizda kararlastirdik her bara gittigimizde uc bira istiyoruz ve
hepimiz
icin bi yudum iciyoruz, berabermisiz gibi
oluyor demis"
bu barmenin cok hosuna gitmis ve boyle bir kac ay gecmis. Bir gun
irlandali bara girdiginde barmen tam uc bira verecekken
irlandali ikide durmasini soylemis. Barmen donmus kalmis,
irlandali bi
koseye gitmis sessizce biralarini icmis tam cikacak barmen bunu
durdurmus:
"kaybin icin cok uzgunum demis"
irlandali:"niye"
barmen:"bugun sadece iki bira istedin kardeslerinden birini
kaybettin heralde"
irlandali
"ha yok canim nerden cikariyosun ben sadece alkolu biraktim"
Temel bara girer ve bir bira ısmarlar.Birayı alıp tuvalete gidip döker ve gelip barmendenden bir bira daha ister. Tekrar tuvalete gider birayla döker ve geri gelir..bir bira daha ister.
Tekrar gidip tuvalete döker. Bu böyle bir kaç defa daha sürer. Sonunda barmen dayanamaz ve sorar
- Beyfendi neden biraları içmeden gidip tuvalete döküyorsunuz?
Temel
- Ben aracı kullanmayı sevmem de...
Temel ve iki arkadasi istanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere tren garina giderler ilk Trabzon treni 1 saat sonradir, bileti alirlar. Ne yapalim bir saat diye düsünürken yemege gitmeye karar verirler. Yemekte sohbet, muhabbet saata bir bakarlar ki 1 saati geçmis. Hemen kosarlar tren garina ama tren gitmis.
Yine bilet alirlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalim vakiti nasil geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktiklarinda 1 saat olmasina 5 dakika vardir. Hemen kosarlar gara ama trene yetisemezler.
Giseye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmı diye. Gisedeki adam "bakin bu son tren eger bunuda kaçirirsaniz Trabzon'a
bugün dönemezsiniz" demis. Bileti almislar yine sikilmislar ne yapalim derken pastaneye gitmeye karar vermisler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmislar ki 1 saat olmak üzere hemen kosmuslar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamis, digeri orta boylu son vagona tutmus. Tren gitmis, Temel oturmus yere baslamis gülmeye. Gise memuru yanina gelmis."Sen ne garip adamsin. 3 treni kaçirdin, arkadaslarin gitti, sen kaldin, aglayacagina gülüyorsun be adam".
Temel: "Uy hemserum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum" demis.
İntihara Teşebbüs
Değer Bilmek
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Uzay Yakıtı
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
El öpme
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Başçavuş, Kaymakam ve Köylü
Her Başarılı Erkeğin Ardında
Deyyus Demirel
Paşa Zeki Müren
PARASIYLA DEĞİL Mİ ..?
KADIN ŞÖFÖR NASIL ANLAŞILIR ..?
BİR DELİNİN MAL BEYANI ..!
İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ ..?
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
Şeffaf Transparan Etekler
Konforlu Salıncak
Domino Taşı Dizmek
Kadın Etkilemenin Ucuz Yolu
Komik Posta Kutusu