Tepe Menü

Ana Menü

Alt Menüler Kategoriler


Ýçerik

HOÞGELDÝNÝZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79

<< Ýlk  << Geri  [2] / [158] Ýleri >> Son >>
 

Trafik kuralý ihlali yapan kimsenin çýkmadýðý uzun bir nöbetin sonunda polis, nihayet aþýrý hýz yapan bir aracý durdurdu. Sürücü camý açtý. Ruhsat ve ehliyetini uzattý. Polis ceza makbuzunu cebinden çýkarýrken keyifle gülümsedi: — Sizi bütün gün bekledim. Sürücü nasýl olsa cezamý öyle ya da böyle çekeceðim rahatlýðýyla, iç çekerek karþýlýk verdi:

Devamý >>

 

Hava Yollarýnda yemek servisi zamaný. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu: — Yemek ister misiniz efendim? Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasýna baktý: — Seçeneklerim neler?

Devamý >>

 

Minik yaramaz, boynuna bir ip geçirdiði ölü kurbaðayý çekiþtire çekiþtire yolda giderken, bir randevuevinin kapýsýna gelir, tak tak kapýyý vurur, kapýyý þiþko çirkin bir kadýn açar... Çocuk avazý çýktýðý kadar baðýrýr: — Buradaki kýzlardan birini istiyorum! Param var ve istediðimi yapana kadar da buradan gitmeyeceðim! Kadýn þaþýrýr ama para paradýr diyerek, minik yaramazý içeri alýr... Çocuk oradaki fýstýklara bakar ve kadýna sorar: — Burada bir Amber varmýþ, Onu istiyorum! Kadýn bunun üzerine: — Ama olmaz ki. Bak çocuk, bence sen... Çocuk onu dinlemeden avaz avaz baðýrýr; — Amberi istiyorum! Amberi istiyorum! Parasý neyse vericem! Kadýn hala þaþkýn halde: — Ýyi iyi .., tamam yukarý çýk saðdaki ilk odaya git, bekle. Kadýn Amber"i odaya gönderir... 10 dakika sonra çocuk merdivenlerden yine kurbaðasýný sürükleye sürükleye iner... Kadýna parasýný verir tam çýkarken kadýn en sonunda dayanamaz seslenir: — Lafýmý dinlemedin çocuk, niye ille de onu istedin ki? O kýzda hastalýk vardý! Çocuk:

Devamý >>

 

Basketbolcunun biri o gün ki maçý kazanmanýn ödülü olarak evine bir kýz atar. Sohbet faslýný geçtikten sonra yatak odasýna giderler. Kýz soyunur oyuncumuzda gömleðini çýkarýr. Kolundaki puma dövmesini farkeden kýz sorar: — O dövme de ne öyle? — Puma’dan sponsorluk almýþtým. O yüzden yaptýrdým, Daha sonra pantolonunu çýkarýrken, bacaðýndaki nike dövmesini görür. Kýz sorar: — Peki, bu ne? — Ne sandýn güzelim!! Sýradan bir sporcu mu? Pöh!! O da sponsorumdu. O yüzden yaptýrdým. Sonunda basketbolcu anadan doðma soyunur.

Devamý >>

 

Klasik Tepki: — Sýraya geç kardeþim. Neoklasik Tepki: — Þeker kardeþiim sýraya geçiver. Realist Tepki: — Sýra var. Sürrealist Tepki: — Sallandýracaksýn bunlardan ikisini Kýzýlay"da bak bir daha yapabiliyorlar mý? Romantik Tepki: — Beyefendi galiba sýrayý görmediniz? Modern Tepki: — Efendim insanýmýz eðitimsiz. Hâlbuki Avrupa’da… Postmodern Tepki: — Sýrana geç lan ayý! Uzlaþýmcý Tepki: — Acelesi olmasa geçmezdi, üzmeyin garibi… Devrimci Tepki: — Altyapý sorunlarý çözülmeden halkýmýz sýraya geçmez. Devrim olunca… Herkes hizaya gelecek. Kaderci Tepki: — Ýki dakika fazla beklesek kýyamet mi kopar? Kýsmetse hepimizin iþi görülür. Felsefeci ( Septik Kuþkucu) Tepki: — Ön ve arka kavramlarý görecelidir. O tarafýn ön olduðuna kim karar verdi? Öne geçtiðini zanneden aslýnda arkaya geçmiþ olabilir.

Devamý >>

 

Emekliliði gelen postacý, son iþ gününde, gene her zamanki sýrasý ile evlerin kapýsýný çalar, postalarý býrakýr ve vedalaþýr.. Birinci ev bir olta takýmý hediye eder ve emekliliðinin tadýný çýkarmasýný diler. Ýkinci ev bir kamp çadýrý hediye eder ve ayný dilekleri iletirler.. Üçüncü evin kapýsýný sarýþýn bir kadýn açar, postacýyý içeri buyur eder, üst kata yatak odasýna çýkartýr, bir güzel seviþirler. Sonra aþaðý mutfaða inerler, kadýn postacýya muhteþem bir kahvaltý hazýrlar, kahvaltýsýný da eden postacý, giderken, sarýþýn postacýnýn eline 1 dolar tutuþturur.. Postacý þaþkýn bir durumda: — Hanýmefendi, uzun zamandýr bu kadar güzel bir sex yaþamamýþtým, çok teþekkür ederim, kahvaltý da muhteþemdi, ellerinize saglýk.. Hepsini anladým da þey.. Bu 1 dolar neyin nesi?

Devamý >>

 

Ev telefonu hayli yüksek gelince, ev halký toplanýr. Baba : — Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmýyorum, hep çalýþtýðým þirketteki telefonu kullanýyorum. Anne : — Aynen ben de... Akþama kadar çalýþtýðým bankada elimin altýnda telefon. Ne yapayým bunu. Oðlan : — Vallahi ben de.. Þirketimin bana verdiði cep telefonu ile bütün görüþmelerimi yapýyorum. Kýz : — E benim de.. Þirket hattým var. Ev telefonunu hiç kullanmam ki..

Devamý >>

 

Ýstanbul Belediyesine þoför alýnacakmýþ. Alýnanlar arasýnda hiç Karadenizli’nin olmamasý dikkat çekmiþ. Yetkililere nedeni sorulunca: — Bizim otobüsler kalabalýk olur. "Sýkýþýn" diye baðýrmak gerekir. Doðru söyleyen bir Karadeniz’li bulamadýk.

Devamý >>

 

Makine , Elektrik , Bilgisayar ve Endüstri Mühendisi, bir gün eski bir araba ile yola çýkarlar. Kuþ uçmaz kervan geçmez bir yoldan geçerken, araba aniden durur. Makine Mühendisi: - Ben þimdi hallederim! diyerek atýlýr, önce arabanýn altýna yatar, kaputu açar, bir kaç giriþi sýkýþtýrýr, bir kaç yere çekiçle filan vurur ama týk yok! Baþý eðik arabaya geri döner. Bunun üzerine Elektrik Mühendisi atýlýr hemen, o da elektrik giriþlerini, sigortalarý kontrol eder, kablolarla oynar ama hareket yok!, O da çaresiz arabaya döner. Bilgisayar Mühendisi öne atýlýr ve arkadaþlarýna dönerek: - Eeee þey, arabadan hep birlikte çýkýp, tekrar girsek? Hep birlikte çýkarlar ve yeniden binerler ama araba da yine týk yok. Üçü birden Endüstri mühendisine dönerler.

Devamý >>

 

Ölümden sonra yeniden diriliþe inanan iki sevgili birbirlerine söz verirler. Hangisi önce ölürse, öteki tarafýndan "çaðrýldýðýnda" hemen gelecek ve kendisine sorulan her soruyu doðru olarak yanýtlayacaktýr. John öldükten birkaç ay sonra, sevgilisi Martha, birbirlerine verdikleri bu sözü anýmsar ve John"un ruhunu çaðýrýr, onunla konuþmaya baþlar: - Birbirimize verdiðimiz sözü anýmsýyorsun deðil mi, John? Bana oralar hakkýnda biraz bilgi vereceksin, deðil mi? John tane tane anlatmaya baþlar: - Burada bulut denen þey yok, gök her gün masmavi, güneþ her zaman pýrýl pýrýl, öðleden sonralarý tatlý bir meltem esiyor, geceler ise sýmsýcak..." Martha, biraz daha ayrýntý öðrenmek ister: - John, her þeyi çekinmeden anlatýrmýsýn lütfen! John: - Sabahlarý saat onbirde uyanýyoruz... Nefis bir kahvaltýdan sonra plaja gidiyoruz... Önüm, arkam, saðým, solum, dünyanýn en güzel kadýnlarýyla dolu... Tümü üstsüz olarak dolaþýyor ya da yatýp güneþleniyor. Ýçlerinden gözüne çarptýklarým, kendilerini tutamýyorlar, ya baþýmý ya da vücudumun baþka bir yerini okþuyorlar ve bana çok çok güzel þeyler söylüyorlar... Kimileri daha ileri gidip, bana sarýlýyorlar, beni kucaklýyorlar... Öðle yemeðinden sonra özel odalara çekilip, bir iki saat þekerleme yapýyoruz... Sonra da harika bir gece yaþamýna baþlýyoruz. Gece de, gündüz de aþk ve eðlence içinde burasý.. Martha bir yandan kendini frenleyip, kýskançlýðýný belli etmemeye çalýþýrken, bir yandan da hafif bir öfkeyle mýrýldanýr:

Devamý >>

 

Yahudi"nin adý çýkmýþ dokuza, inmez 8’e bi kere ... Randevu evinin kapýsýný çalar: - Merhaba, Samantha ile görüþmek istiyorum. - Bir dakika efendim. Adamý içeri alýrlar. Bir süre sonra çok güzel bir kadýn merdivenlerden iner: - Beni aramýþsýnýz! ? - Evet. Geceyi seninle geçirmek istiyorum. - Tamam, ama benim tarifem biraz pahalýdýr. Geceliði bin dolar. - Parasý önemli deðil. Geceyi seninle geçirmek istiyorum. Beraberce yukarý çýkarlar. Geceyi birlikte geçirirler.. Ertesi gün adam yine randevuevine gelir. - Samantha ile görüþmek istiyorum. - Beyefendi baþka kýzlarýmýz da var!!. - Umurumda deðil, Samantha ile görüþeceðim. Samantha gelir: - Yine mi sen! - Evet. Geceyi seninle geçirmek istiyorum. - Yalnýz fiyatýmý hatýrlýyorsun deðil mi? Bin dolar. - Hiç önemli deðil!! Ben geceyi seninle geçireceðim. Birlikte yukarý çýkarlar, o geceyi de beraber geçirirler.Ertesi gün, ayný adam, ayný randevuevi: - Merhaba, Samantha ile görüþmek istiyorum. Samantha aþaðý iner: - Tanrým !! Yine mi! Bak, devamlý müþterilere indirim falan yapmýyorum. Fiyatým ayný, bin dolar!! - Önemli deðil. Geceyi seninle geçirmek istiyorum. Yine yukarý çýkarlar. Ýþlerini bitirdikten sonra: - Benden bu kadar hoþlanman çok güzel ama anlayamýyorum. Üç gece Üst üste bana bin dolar ödedin. Nerelisin sen? - Tel Aviv.

Devamý >>

 

Makine, Elektronik ve Ýnþaat mühendisi üç arkadaþ sohbet ediyorlarmýþ. Makineci: - Bence tanrý kesinlikle makine mühendisi! Diðerleri meraktan: - Neden?. - Çünkü, þu vücuda, eklemlere, iskelet yapýsýna bakýn. Ne kadar iyi tasarlanmýþ, mafsallar, kemik yapýlarý falan. Yok yok!! Tanrý kesinlikle makineci!! Elektronik mühendisi dayanamamýþ: - Hayýr, ne alaka!! Bence Tanrý, elektronik mühendisi!. Diðerleri: - Neden? - Eee baksanýza þu sinir sistemine, beyne. Muazzam bir elektronik yapý bu!. Yok yok arkadaþ!! Tanrý bir elektronikçi!. Ýnþaat mühendisi: - Bence Tanrý inþaat mühendisi!

Devamý >>

 

Çiftçi, komþusunun çiftliðine gidip, zilini çalar. Kapýyý evin 9 yaþýndaki küçük oðlaný açar. Sinirli bir þekilde: - Baban evde mi? - Hayýr efendim. Kasabaya gitti.. - O zaman annen? - O da babamla gitti efendim. - Aðabeyin Howard?.. O burada mý? - O da annem ve babamla gitti efendim.. Çiftçinin ilk sorudan itibaren yerinde duramayýp tepinip durduðunu gören oðlan nazikçe sorar: - Sizin için ne yapabilirim efendim?Alet edevat ödünç alacaksanýz yerlerini biliyorum.. yada babama mesaj býrakabilirsiniz.. Çiftçi: - Ben.. Ben babanla önemli bir konu görüþecektim. Aðabeyin Howard"la ilgili.. Kýzýmý hamile býrakmýþ.

Devamý >>

 

Arkadaþlýklarý geçmiþe uzanan artýk üçü de evli olan bayanlar bir cafe de buluþur. Sohbet sohbeti açar; ev iþleri, çocuklar, derken konu kocalarýna gelir. Bir tanesinin suratý asýlýr, diðerleri de nedenini sormak zorunda kalýr.. O da: - Dün gece biraz kaþýndým yatakta, Muhittin’e yaklaþtým.Ýsteksizdi.. Yumurtalarýný tuttum.. baktým soðuk, buz gibi.. Sordum, niye yumurtalarýn soðuk. O, homurdanýp sýrtýný çevirdi ve sonra da uyudu!! Bilseniz kendimi çok kötü hissettim. Bir hafta sonra 3 arkadaþ yine buluþur. Bu sefer ikincisinin suratý asýktýr.. Ona da nedenini sorunca: - Dün gece merak ettim.. Bende Kemal’in yumurtalarýný tuttum.. Baktým buz gibi.. Ben de yumurtalarýn niye soðuk diye sordum.. O da homurdanýp sýrtýný çevirip uyudu.. inanýr mýsýnýz ben de kendimi çok kotu hissettim.. Çok geçmez yine buluþurlar.. Bu kez üçüncünün suratý þiþ ve bir gözü de mosmordur. Diðer ikisi lafý dolaþtýrmadan direk sorar, bu ne hal diye…

Devamý >>

 

Kral Aslan baþkanlýðýnda toplanan konsey; sýrf istihdam olsun diye geniþ ve boþ olan orman arazisine geceleri göz kulak olmasý için eþeði iþe alýr. Bir süre sonra; - Peki, talimatlar olmadan eþek iþini nasýl yapacak? sesleri yükselir. Böylece bir planlama birimi kurulur ve planlamayý yapmak üzere tilki ve tazý"ya iþ verilir. Bir süre sonra - Peki, bunlarýn iþlerini yapýp-yapmadýklarýný nasýl kontrol edeceðiz? diye homurtular baþlar, denetim için köpeði ve baykuþu iþe alýrlar. Köpek denetlemekte, baykuþ da raporlarý yaðdýrmaktadýr. Gelen raporlar üzerine;. - Bunlarýn maaþlarý nasýl hesaplanýp, ödenecek? diye bir tartýþma baþlar, kurdu muhasebe þefi, çakalý kâtip olarak ve akbabayý istatikçi olarak iþe alýrlar. Çok geçmez bu kez de; - Peki, bunlardan kim sorumlu olacak? denilir ve ayý’yý müdür olarak, horoz ve keçiyi de müdür yardýmcýsý olarak iþe alýrlar.

Devamý >>

Yan Bloklar

Footer