
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79
Arkadaşımla otobüse binmiş kalkması için bekliyorduk.Tam o sırada yaşlı bir bayan binmiş akbil basarken,kadın;
-Kaptan hemen kalkar mı ?diye sormuştu ;
şoförde;
- Sen otur hemen kalkar.
Deyince gülmekten yerlere yatmıştık. Şoförde bizi yaka paça dışarı atmıştı.
Büyük sehirlerimizden birinde iki bayan gezmeden dönerlerken dolmusa biniyorlar. Dolmusta o an icin bir önde bir de arkada yer var.Birisi öne digeri arkaya oturuyor haliyle. Önde oturan hemen cikarip iki kisilik ücreti veriyor dolmus söförüne. Arkada oturan bayan da ücret vermeye niyetlenince öndeki bayan arkaya sesleniyor:
-"Naimeeee, ben önden verdim zaten. Bir de sen arkadan vermeee!. "
Bir Gün Ali Ahmet Mehmet Bir Ormana Gitmisler.Ormanda Bir Agacin Üstüne Ahmet Ve Mehmet Cikmisti.Ali İse Asagida Kalmisti.Ormanda Kizildereliler Varmis.Kizildereliler Demiski Senin burda Ne İsin var demis. Ali de demis ki Arkadaslarimi Bekliyorum..Tabi Kizildereliler Buna inanmaz. Aliyi güzel bi döverler. Sonra ikinci günüde Ahmet Ve Mehmet Agacin tepesine Cikmis Ali yine Asagida Kalmis Kizildereliler Yine Aliyi Dövmüs.Sonra da Ahmet Ve Mehmet demiski Ali hep biz Yukariya cikiyoruz.Birazda yukariya sen Cik demis.Ali de Cikmis.Kizildereliler de demiski:Ya hep biz asagidakini dövüyoruz birazda yukardakılerini dövelim demis ve ali yine dayak yemis...
Otobüse bindik şehirden kampüse çıkacağız (19 Mayıs Üniversitesi) belediye otobüsünü ortası doldu arka boş ama kimse ilerlemiyor şöför söylendi ön kapıdan biletleri verin arka taraftan binin dedi, herkes bileti verdi arka kapıdan binmeye başladılar şöför ayağa kalktı kaynama olmasın diye bakıyor o sırada seslendi pardüseli bacım sen verdinmi gelen cevap:
-Vallahi kardeş biraz önce önden verdik yaa!!!!!!!1
Üniversite kampüsünden bindik şehre iniyoruz(19 Mayıs Üniversitesinde gecmekte olay) dolmuş şöförü genç birisi ön koltuğa arkadaşını oturtmuş öne müşteri almıyor hemen onun arkasında ben varım(ben daha birinci sınıftayım yani) şöför arkadaşına gülümseyerek dolmuşun arkasındakilere seslendi,
-Arkadan vermeyen varmı!! anladık ama sesimiz çıkmadı o sırada üst sınıflardan bikaç kişi,
-Biraz önce eline verdik ya!!'
Fenerbahçeli bir kardeşimizin sıçtığı an:
1994 yılıydı . Ali Sami Yen'de derbi var.Bir yolunu bulup Galatasaraylı bir arkadaşımın sayesinde bilet buldum. Ancak işin kötü yanı maçı Galatasaray tribünlerinden izleyecek olmamdı. Stada girerken cimbom'lu arkadaşım beni uyarmayı ihmal etmedi:
-Bana bak,maçı yanyana izleyeceğiz,Galatasaray tribünlerinde olduğunu unutma.
-Tamam diye kestirip attım maçın heyecanıyla.
Maçın başlamasına on dk. kala Galatasaray çıktı sahaya. Bir uğultu,gürültü anlatamam.
Ben de,kendi mi o atmosfere kaptırıp,Galatasaraylıların arasında olduğumu unutmuşum. Galatasaray MARSHALL BOYA logolu formasıyla tünelin ucunda görününce aynen şu kelimeler döküldü ağzımdan:
-Bak bak! çıktı yine amına kodumun boyacıları...
Genç bir kızı olan bir dulla evlendim. Babam da benim kızımla evlendi. Böylece babamın kayınpederi oldum. Bir yıl sonra bizim bir çocuğumuz oldu. Bu çocuk babamın kayın biraderi aynı zamanda benim de dayım oldu. Bir süre sonrada babamın bir çocuğu oldu. Bu çocuk benim kardeşim aynı zamanda torunumda oldu. İnsanın kardeşinin dedesi onunda dedesi olacağından kendi kendimin dedesi oldum.
Amerikalı bir yazardan alıntı.
Bizim sülale Rize'lidir; ben de dahil. Yıl 1992 veya 1993 tam hatırlamıyorum. İstanbul'dan Karabük'e anneannemle yaptığım çileli otobüs seyahatini sizlerle paylaşmak isterim. Önce çok direndim. Kaybedeceğim karizmamın hasretini çekmeye başlamıştım bile. Teyzem ki; onu çok severim ,sırf onun hatırına kabul ettim bu kahır yolculuğunu...
Karabük gibi bir yere giden otobüs'e Türkiye'nin seçme güzelleri binmiş bir de.
-Eyvah! dedim, içimden.Her zaman hacı otobüsüne rastlardım anasını satiim. Bu ne yaaa!
Otobüse bindik ve kahır başladı. 10 dakika sonra anneannem:
-Celduk mi?
-Yok anneanne daha Topkapı'dayız.
-Orasi neredur?
-Yani daha İstanbul'dayız.
-Ula ne tersun!
.....
O soruyor ben cevap veriyorum. Yan koltukta kızlar. Onlarla sohbet edebilmek için bahane kollamaya çalışırken anneannem:
- Ha boyle orospilardan almayasun ha! Yoksa sağa hakkumi helal etmem. Namazinda Kuraninda kapali bi kiz bul çendune.
-Haydaaaaa. Anneanne yavaş konuş duyacak kızlar.
-Yok duymaz o. Sağur zaten. Bak kulaklarina bişey var. Kulaklari sağir ya ondan.
-Anneanne o müzik dinliyo onunla. Ama yine de yavaş konuş.
Bu arada kızlardan biri kikiriki diye gülmeye başlamıştı. Herhalde anneannemin ona yakıştırdığı sıfata meyilli bir hatundu.
......
Maltepe; E5 karayolu üzerinde orta şeritteyiz hala. Çünkü trafik çok yoğun. Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit. Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor. Anneannem de cam kenarında oturuyor.
-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şofore iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.
Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde. Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.
Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM lik laflar etmesi. Ki çok şeyler söylemişti otobüste. 30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti. Zor susturabilmiştim.
Neyse...Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.
-Ne arıyorsun anneanne?
-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.
-Yok anneanne merak etme. Buluruz.
Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta... Anneannem ağlamakta...
Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.
Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum. Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık. Bir tanesi:
-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.
Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım. Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu. Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...
Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz. Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime....Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
Olayı yaşayan biri olarak sizlerle paylaşmak isterim.
Trabzon'dayım. Binaenaleyh bunalımdayım. Çay tiryakisi olduğum için, bir çay ocağına attım kendimi. Bunalımdayım ya; dedim ki:
-Demlice bir çay lütfen ve hiç su katmayın.
Çayım geldi, ama yarım bardak.
-Ne bu? dedim.
Adam:
-Su katma dedin ya! Öyle yok bedava!
Ben de:
- O zaman bana iki bardak çay ver. Parasıyla. dedim. (Tarih: 1995 yılı)
Bir gün geç vakit eve geldim hafif alkollü.O sıra telefon çaldı,açtım.karşımda tanımadığım bir ses
-"Kimsiniz " sorusunu dahi sormadan direkt girdi mevzuya:
-Mesut orda mı?
-Yok.
-Mücahit'i versene bana.
-O da yok.
-İyi,Serpil yengemi ver öyleyse.
-O da yok,burda onlar yok.
-Allah allah! iyi de,sen kimsin kardeşim?
-"Ben hırsızım" dedim ve kapattım herifin yüzüne telefonu.
Üç zenci arkadaşlar yolda giderken bir lamba bulurlar. Lambayı temizlerken lambadan bir cin çıkar. Üç arkadaşa her birine bir dilek dileyin benden der. Hemen atlar biri beni beyaz yap der ve beyaz olur. İkincisi beni daha beyaz yap der. O da daha beyaz olur sonuncusuna gelir sıra hepsi merakla bekliyor ne dilek dileyecek diye o da diler arkadaşlarımı zenci yap der.
İstanbul-Bolu arasındaki tünellerin girişinde birkaç yıl öncesine kadar "Farlarınızı yakınız" çıkışında ise "Farlarınızı söndürünüz" yazıyordu. Karadenizli bir vatandaşımız gece yolculuğu sırasında tünel çıkışında "Farlarınızı söndürünüz" yazısını görüp gece farlarını kapatınca tünel çıkışındaki uçurumdan aşağıya uçmuş. O günden sonra artık tünel çıkışlarında "Farlarınızı kontrol ediniz" yazıyor.
Yıl 1993. Diyarbakır'da askerliğim nedeniyle bulunuyorum. Bir arkadaşımla birlikte şehir turuna çıkıyoruz. Karnımız acıkıyor. İyi bir lokantaya oturuyoruz.(En azından menüdeki fiyatlar nedeniyle iyi olmasını umuyoruz.)
Garsonların bıçkın görünüşünden safkan Diyarbakır`lı olduğu anlaşılıyor. (Servisteki ilgisizliğinden dolayı,onun gözünden bizim de asker olduğumuz anlaşılıyor,herhalde..)
Siparişler geldi;talihsizlik bu ya benim yemeğimden sinek mi böcek mi ne idüğü belirsiz,ancak son derece kızarmış bir şey çıkıyor.
Tüm cesaretimi toplayıp çağırıyorum garsonu ve cevap bekleyen gözlerle bir tabağa,bir garsona bakıyorum. Garson da bir tabağa,bir bana bakıyor
ve diyorki:
-"Allaasen yaov. Muhatap etme beni Allahın hayvanıyla,çek kenara devam et."
Yıl 1986. İzmir`li fırlama bir arkadaşımla Kordon'da dolaşıyoruz. Karşımızdan hayat kadını olduğunu tahmin ettiğim bir hanım geliyor. Yaklaşık iki metre kadar mesafe kaldığında,arkadaşım, benim de şaşkın bakışlarım arasında kadına
-"..mını yerim" deyiverdi. Ve kadın bombayı patlattı:
-"Ay başında gel; salçalısını yersin."
Temel bir gün evinde otururken büyük tuvaleti gelir. Evinde tuvalet olmadığı için komşusunun evindeki tuvalete girer ama orası çok temiz olduğu için bir poşete büyük tuvaletini yapıp apartmandan aşağıya atmış, ..ok turistin kafasına gelmiş tusist parmağını ..oka batırmış demişki,
-Lokum lokum
Temel`de apartmandan,
-O benim bokum demiş.
İntihara Teşebbüs
Değer Bilmek
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Uzay Yakıtı
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
El öpme
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Başçavuş, Kaymakam ve Köylü
Her Başarılı Erkeğin Ardında
Deyyus Demirel
Paşa Zeki Müren
PARASIYLA DEĞİL Mİ ..?
KADIN ŞÖFÖR NASIL ANLAŞILIR ..?
BİR DELİNİN MAL BEYANI ..!
İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ ..?
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
Şeffaf Transparan Etekler
Konforlu Salıncak
Domino Taşı Dizmek
Kadın Etkilemenin Ucuz Yolu
Komik Posta Kutusu