
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79
Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama: - ’Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum’... Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış; - ’Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği odur’... Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar... Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş...
14 şubat sabahı kadın uyanır uyanmaz; — Kocacığım! Rüyamda ne gördüm biliyor mus...un, akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyorsun… — Eee... — Ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun? — Eeeee!!! — Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir? Adam gülümser: — Bu akşam öğrenirsin sevgilim, der. Akşam olur adam elinde güzel bir paketle eve gelir.. Kadın gözlerine inanamaz; çok heyecanlanır:
Adam karisini sevgilsiye yatakta basmaya kararliymis. Evden çikinca bindigi taksinin söförüne olayi anlatmis.Taksici sahit olmayi kabul etmis ve bu ikili adamin evine geri dönmüsler. Tabi beklenen gibi adam karisini sevgilisiyle içerde. çarsafi kaldirinca karisiyla adami beraber görmüs. Kocasi sinirli neredeyse adami öldürecek, karisi demis; -"Dur!!" -"Niye?" diye sormus adam. -"Simdi oturdugumuz evi kim aldi biliyor musun? çocuklari Amerika’da kim okutuyor saniyorsun. Bodrumdaki yazlikla yeni tripleks villayi kim yaptiriyor zannediyosun. Hepsini bu adam yapiyor." Kocasi bunlari duyunca daha çok sinirlenmis. Beraber baskin yaptiklari sahit olacak olan taksiciye sormus:
Zamanın birinde Erzurum"dan bir grup insan, hacca gitmek için yola çıkmışlar. Va...n"a gelmişler. Van"ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler. O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum"dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini, imam yapmaya karar vermişler. ""Bu insanlar hacca gidiyorlarsa, boş insan değillerdir"" diye düşünmüşler. Nitekim tekliflerini, içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl, 400 koyun verilecekmiş imama. Adam ""hacca gidip masraf yapacağıma, burada kalıp, yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum"" diyerek işe başlamış. Köylü camide toplanmış, namaz kılınacak. Sayın İmam, başlamış namazı kıldırmaya: - ""Erzurum"dan çıktım yola, Van"da verdim mola.. 400 koyun verdiler bana, Allahuekber!"" Bu, günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında: - ""Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mı yanlış kıldırıyor? Bunu gidip, Müftü"ye soralım."" Sayın Müftü, has Trabzon"lu!! Müftüye gelen halk, her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek: - ""Siz şimdi, hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim"" diye emir verir. Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın Müftü de camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar. Birinci rekat: - ""Erzurum"dan çıktım yola, Van"da verdim mola.. 400 koyun verdiler bana, Allahuekber!"" der hoca. Arkadan "öhö.. öhö!.." şeklinde bir ses duyulur.
Üç arkadaş tren istasyonuna gitmişler. İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet almış ve trenin kalkmasına ne kadar zaman olduğunu sormuş. - Bir saat on beş dakika... Arkadaşlarına dönmüş: - Daha çok var, hadi gidip şu karşıki kafede çay içelim... Oradan buradan derken lâf lâfı açmış... Birden tren düdüğüyle kendilerine gelmişler. Koşarak dışarı fırlamışlar ama, nafile... Tren kaçmış.. Sormuşlar: - Sonraki tren ne zaman? - Bir buçuk saat sonra... Yine dönmüşer kafeye. Yine çay, yine lâf ve derken yine düdük sesi... Koşmuşlar ama bu defa da treni kaçırmışlar. Bir saat sonra bir tren daha varmış. Dönmüşler kafeye... Ama bu kez uyanık duruyorlar. Trenin sesini duyar duymaz kalkmışlar ve koşmaya başlamışlar. İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri baska vagona zar zor yetişmiş... Üçüncü ise geride kalmış ve yetişememiş... Bir süre dövündükten sonra başlamış katıla katıla gülmeye.
Yüzü gözü mosmor bir kadın doktora gider. Doktor: Ne oldu size? Kadın: Doktor bey, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocam ne zaman içip de eve sarhoş dönse beni gebertene kadar dövüyor. Doktor: Bu konuda size çok işe yarayan bir çözümüm var hanımefendi. Kocanız sarhoş olarak eve geldiğinde elinize bir bardak şekerli çay alın ve kocanız yatıp uyuyana kadar ağzınıza alacağınız bir yudum çayı ağızınız içinde sürekli dolaştırın.. İki hafta sonra, aynı kadın, eli yüzü düzgün şekilde doktoru ziyaret eder. Kadın: Evet doktor, harika bir çözümdü bu. Kocam eve sarhoş geldiği her seferinde, yatıp uyuyana kadar ağzıma bir yudum çay alıp ağzımı çalkalar gibi ağzımda dolaştırdım; ve kocam bana hiç dokunmadı.
Öğretmen çocukların "mucize" kelimesini bulmalarını istiyormuş. - İnsan yirminci kattan düşüp ölmezse buna ne denur? - Tesadüf. Öğretmen soruyu yinelemiş. - Peki, insan yirminci kattan ikinci kez düşer yine ölmezse ne denir? - Şans.
Kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada : Bir kadın bütün gece eve gelmemiş. Ertesi sabah kocasına, gece bir arkadaşında kaldığını söylemiş. Kocası, karısının en yakın 10 arkadaşını aramış ve hiçbiri karısının kendisinde kaldığını onaylamamış. Erkekler üzerinde yapılan bir araştırmada :
Bi adam yalan dedektörü almış. Akşam yemeğinde denemek istemiş. Oğluna bugün neredeydin demiş. Oğlu da okuldaydım diyince dedektör ötmüş. Sonra oğlu itiraf etmiş, erotik bi filme gitmiş sinemada. Babası da kızmış, oğluna " ben senin yaşındayken erotik nedir bilmezdim bile" demiş. Dedektör yine ötmüş.
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında çok eski üç arkadaştır. Bir gün Huriye, Nuriye"ye telefon eder ve Düriye"ye gitmeye karar verirler ve giderler. Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz muhabbetten sonra Düriye "Ay kusura bakmayın unuttum birer kahve yapayım da içelim!" der. Huriye ve Nuriye birşey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçtikten sonra Düriye "Size bir kahve bile yapmadım hemen yapayımda içelim" der ve yapar getirir. Bizimkiler de yine ses itiraz yok. Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar ve yolda bastonları ile tin tin yürürken aralarında şu konuşma geçer. Huriye:
2 sevgili varmış... Çok severlermiş birbirlerini. Oğlan askere gitmiş. O askerdeyken kız başka birine aşık olmuş. Bunu mektupla anlatmak zorunda kalmış. "Sen askerdeyken ben başkasına aşık oldum, Kusura bakma sende olan fotoğraflarımı bana geri gönder" Asker mektubu okumuş, intkam alcak ya! Hemen yapmış planını.
Otobüsle giderken, Bolu Dağı"nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu. Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı... Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi. Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi. Ses devam etti: "Nasılsın?" İlk defa başına böyle bir şey geliyordu... Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?" Ses sordu: "Ne yapıyorsun?" Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı: "Ben" dedi "İstanbul"dan Ankara"ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?" Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
Anne dışarıda alış-verişteyken iki buçuk yaşındaki bebeğe babası göz kulak olmaktadır. Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde "çay seti" oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna katılıyordu. Derken anne eve gelir. Baba, anneye sus işareti yaparak, bebeği izlemesini ister. Bu çok şirin hareketi annenin de görmesini istemektedir. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyreder. Sonra da gayet sakin bir tavırla elindekileri mutfağa götürürken eşine seslenir:
Sandalcının birinin ünü tüm İstanbul"a "Çapkın" diye yayılır.. Eeee!.. Söylenti o ki, sandalına binen hiçbir kadının elinden kurtulma şansı yoktur. Bunu duyan zamanın biraz da feministi, dişli bir kadın: — Olur mu canım öyle şey. Ben bindiğim gibi inerim. O hırsla gider bulur sandalı ve biner: — Çek Göksu"ya! Çekmeye başlamış sandalcı, kürekleri.. Kadın da sandalcıyı incelemeye almış tabii.. Sandalcı kadına hiç bakmadan kürek çekerken, kendi kendine de mırıldanıyormuş.. — Derler, derler, derler! Bir, üç, beş.. Kadın dayanamamış: — Ne derler be adam? Ne derler?
İtalyan mafya babası ünlü Donetelli ölmek üzereyken aile üyelerine: — Şimdi beni büyük oğlumla yalnız bırakın. Büyük oğluyla baş başa kalan Donetelli, yastığın altından çıkardığı gümüş 24"lük tabancayı ona uzatır: — Bu senin, beni hatırlaman için! Zıpır bir ruha sahip oğlu: — Baba bilirsin, ben silah filan sevmem.. Sen en iyisi bana Rolex saatini bırak. Donatelli:
İntihara Teşebbüs
Değer Bilmek
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Uzay Yakıtı
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
El öpme
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Başçavuş, Kaymakam ve Köylü
Her Başarılı Erkeğin Ardında
Deyyus Demirel
Paşa Zeki Müren
PARASIYLA DEĞİL Mİ ..?
KADIN ŞÖFÖR NASIL ANLAŞILIR ..?
BİR DELİNİN MAL BEYANI ..!
İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ ..?
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
Şeffaf Transparan Etekler
Konforlu Salıncak
Domino Taşı Dizmek
Kadın Etkilemenin Ucuz Yolu
Komik Posta Kutusu