Tepe Menü

Ana Menü

Alt Menüler Kategoriler


İçerik

HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5318 , Yorum : 79

<< İlk  << Geri  [1] / [2] İleri >> Son >>
 

Zamanında bir yazısında birine "göt" dediği için yargılanma aşamasındadır Can Yücel... Hakim "niye dedin?" diye sorar... "Hakim bey,, bizim köyde göte göt denir" cevabını alır....Tüm mahkeme yarılır... Rivayete göre sonrada bu fıkrayı anlatır.... Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere. Köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. Neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, "biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey" felan der işte. Karşıdan doktor bişiler söyler. Muhtar döner arkasına: "Makattan verin dedi dohtor" der. Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar felan, ama makat ne bilen yoktur yine. Hasta ise giti gidecek, ateşler içinde kıvranıyo baya.

Devamı >>

 

İzmirde 15 yıl kadar oluyor maçta yanıma süzme Karadenizli müthiş çenebaz bir vatandaşımız düştü. Günün olayı idi Nataşa konusu. Evli idi, onun da ilgisi vardi Nataşalara.. Dayanamadım sordum. "Karınızı aldatmak nasıl bir duygu " diye acaba? Suçluluk duymuyor muydu? Verdiği cevap şu oldu:

Devamı >>

 

Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi. - Sizi bütün gün bekledim. Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.

Devamı >>

 

Yurdumun insanı alkollü olarak Boğaz sefasından evine dönerken, Beylerbeyi"nde trafik ekipleri tarafından alkol kontrolü için araç kuyruğuna sokulmuş. Sırasının gelmesini beklemeden motoru stop edip inmiş arka koltuğa geçmiş... Derken öndeki araç gitmiş. Trafik polisi gelip, arka koltukta oturan bizimkine, -"Beyefendi, şoförünüz nerede? Aracınızı ilerletin" demiş. Bizimki de şaşkın ve üzgün bir ifade ile cevap vermiş: - "Memur bey, ben de şaşkınım. Siz bizi alkol kontrolü kuyruğuna sokunca, benim soför aracı bırakıp kaçtı. Demek alkollüymüş." Trafik polisi şaşırmış.

Devamı >>

 

1960 li yıllar... Akıl hastanesinden deliler kaçar, Şehrin cadde ve sokaklarına dağılırlar. 423 deli kaçmıştır. O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastanenin baş hekimidir. Doktor bey ne yapalım derler. Mutemet Bey bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin der. Doktor önde birkaç personeli arkasında

Devamı >>

 

Kumkapı’da bir balıkçı bağırıyor: — Canlı balık, canlı balık... Yaşlı bir teyze, yaklaşıp soruyor: — Evladım balıklar taze mi? — Canlı balık, canlı balık... — Evladım balıklar taze mi?

Devamı >>

 

Yeniçeriler askere alınırken eşcinsel olup olmadığını belirlemek için kullanılan araçlardan biri de mangalmış. Yeniçeri adayından sönmüş bir mangalın üzerinde gaz çıkarması istenir eğer külleri küçük bir nokta halinde dağıtırsa sağlam, mangalın üzerinde kül bırakmayacak şekilde gaz çıkarırsa eşcinsel olduğu kabul edilirmiş. İşte "mangalda kül bırakmamak" deyimi de buradan geliyormuş. O yüzden deyimleri dikkatli kullanalım lütfen!!

Devamı >>

 

""Kıyak geçmek "" deyimini bilen var mı? Bilmiyorsanız buyrun: At üretim çiftlikleri haralar da dişi atın çiftleşmemesi yani erkeğiyle ilişki kurması istenmediği durumlarda, kızgın atın kızgınlığını almak için ağaçtan yapılmış cinsel objeye Kıyak denirmiş.. Bu işi gerçekleştiren kahya yada kişiye de Kıyakçı. Bilmeyenler öğrenmiş oldu. Hadi bu kıyağımı da unutmayın:)

Devamı >>

 

Bir Japon, İstanbul"da geçirdiği bir haftanın sonunda bizle ilgili izlenimleri sorulduğunda şunları söylüyor: — Türklerin evine gittiğinizde, tanımasalar da buyur ediyorlar. Siz oturmadan kimse oturmuyor. Siz sofraya geçmeden kimse geçmiyor. En iyi yere sizi oturtuyorlar. Siz yemeğe başlamadan kimse başlamıyor. Zorla her yemekten tattırıyorlar. Siz kalkmadan kimse, evin çocuğu bile sofradan kalkmıyor. Çay, kahve, meyve, ikram bitmiyor. Herkes sizi rahat ettirmek için uğraşıyor.Kumandayı elinize veriyorlar.. Sırtınıza, altınıza yastık konuyor. Yorgunluktan ölseler bile siz kalkmadan kimse gidip yatmıyor. Gitmeye yeltendiğinizde bu kez bırakmıyorlar. Yataklarını veriyorlar, kendileri kanepede, koltukta yatıyor. Sonra evden çıkıyorsunuz aynı adamlar 180 derece değişiveriyor. Herkes arabasını üstünüze sürüyor. Arabanın burnunu çıkarmazsanız kimse yol vermiyor. Kornalar, küfürler. şerit değiştirmek bile mümkün değil. Yayaysanız ışık olmayan bir geçitten mümkünü yok geçemezsiniz. Evde öyle, arabada böyle, nasıl oluyor? Bu işi çözemedim!

Devamı >>

 

Çanakkale"den kalkan otobüse, 30–32 yaşlarında, kucağında bebeği ile bir kadın biner. Yanına da iri kıyım bir adam oturur. Otobüs Ezine"ye ulaştığında kadın çocuğunu emzirmek için memesini çocuğuna verir. Ancak çocuk inatla memeyi emmek istemez. Çocuğuna kızan kadın sert bir sesle: —Al yoksa amcaya veririm! Adam göz ucuyla bakar sonrada önüne döner... Ayvacık"a geldiklerinde kadın yine memesini çıkarır ve emzirmek ister,çocuk yine emmez. Aynı sözler kadının ağzından dökülür; —Al yoksa amcaya veririm. Her durakta tekrarlanan bu durum, Küçükkuyu, Altınoluk, Güre, Akçay derken otobüs Edremit’e gelir.Burada da kadın; —Al!! Yoksa amcaya veririm, deyince adam dayanamaz; —Hanım hanım!! Artık yeter!! Vereceksen ver!! Ben taa Ayvacık"ta inecektim, buralara geldim aaaa!!...

Devamı >>

 

Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos Yani topu topu bir ay... Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir. Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir. Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay... Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız? SUNAY AKINDAN...

Devamı >>

 

Berduşun biri, tanımadığı bir evin kapısını çalar. Evin hanımı kapıyı açınca da: — Sayın bayan! 5 gündür hiç bir şey yemedim. Hiç değilse evde kalmış yemek artıklarından bir şeycikler verin bana. Evin hanımı: — Dünden kalma çorbayı içer misin? Berduş: — Elbette.. elbet de!!.. — Öyleyse yarın gel...

Devamı >>

 

Süleyman Nazif, dili çok keskin yazarlardandır, yazarlığı dışında yöneticilik, valilik de yaptığı halde asıl şöhreti nüktelerinin acılığındadır. Köprüden geçerken, önünü bir adam keser, avuç açar, sadaka ister.. Süleyman Nazif bunun üzerine sorar: — Okuyup yazman var mı? — Yok beyim! Üstat, adamı iteler: — Git işine be adam, hem okuyup yazman yok, hemde dileniyorsun!

Devamı >>

 

Arzu Bölük komutanının yanına koşarak gelip, çakı gibi bir selam verdikten sonra heyecanla: — Beni arzu etmişsiniz komutanım! diyen ve Yüzbaşı’nın: — Seni ne arzu edecem lan!" kükremesiyle yollara düşen Mehmetçik için kocaman bir alkış lütfen.. Saklamak İlk genelev deneyiminde heyecandan ne yapacağını şaşırıp, kadına; — Bakire misiniz? diye soran ben mi, yoksa; - Evet bakireyim, kendimi sana sakladım, diye yanıt veren hayat kadını mı alkışı hak etti karar veremedim.... Çivi Fazla kilolarından şikayet edip, akupunktura gitmeye karar veren tombik anneme babamın yorumu: — Sana bu saatten sonra inşaat çivisi çaksak fayda etmez hanım... O günden beri küsler, barışmalarını bekliyoruz.. Maydanoz!! Annem babamın içki içmesine tepki gösterir her zaman. Babam arkadaşlarıyla içerken bir gün arkadaşı: — Maydanoz al, yenge anlamaz, demiş. Ve gecenin bir yarısı bizi gülme krizine sokan son. Ayakta zar zor duran bir baba ve elinde bir demet maydanoz... Tıp Ağrıyan dizim için devlet hastanesine gidip gelirken, sıraydı, randevuydu, röntgendi, MR"dı, kan tahliliydi koştururken günler geçti ve ben sonuçları doktora gösteremeden dizimin ağrısının geçtiğini fark ettim. Tıp ilerledi dedikleri bu olsa gerek! Cımbız.. Hayatımda ilk kez, bugün kaşlarımı düzelttirmek için berberime: — Ali Abi, bu kaşları düzeltebilir misin? dedim. — Ne demek, bütün ibnelerinkini ben düzeltiyorum zaten, dedi. Peki ben kaşları düzelttirdim mi? Düzelttirdim. Bahşiş de bıraktım mı? Bıraktım. Bir daha Ali Abi"ye gider miyim? İbnelik değil mi, gitmem artık! Kılıbık Babamın karşı komşusu hakkında yorumu: — Bu adam da çok kılıbık. Ben ne zaman balkonu yıkasam, o da çamaşır asıyor. Canım babam, eski kazak erkeklerden kim kaldı senden başka!

Devamı >>

 

Sarıklı bir imamın, en yakın müridinin ağzı bir hayli bozuktur. Yerli yersiz küfreder: — Anasını avradını, kızını kısrağını... der dururmuş.Bu duruma hayli bozulan sarıklı imam, müridini küfredip durmaması için defalarca uyarır, lakin çabaları boşa gider, başa çıkamaz. Sonunda da, küfürbaz müridini karşısına alır: — Ağzına bir bakla al, tam küfredeceğin sırada o baklayı çevir ağzında... Mürit ağzına aldığı bakla sayesinde içerden fırlayan küfür salvolarını böylece bitirir.. Günlerden bir gün sarıklı imamla müridi, bir mahalleden geçerken; bir evin kafesli penceresinden bir kadın sesi yükselir: — İmam efendi!! İmam efendi!! Biraz durur musunuz? İmamla müridi bu sesle durur. Aradan 5 dakika geçer, 10 dakika geçer.. Pencereden ne ses ne seda, kimsenin çıktığı yok. Sonunda sessizliği kafesin arkasındaki aynı kadının sesi bozar:

Devamı >>

Yan Bloklar

Footer