
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5079 , Yorum : 60
Aşağıda ki şiir, divan edebşiyatının saygın şahsiyetlerinden Sümbülzade Vehbi Efendiye aittir. Osmanlı sultanının "Bana öyle bir şiir yaz ki, bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise içimden seni ödüllendirmek gelsin" talebi doğrultusunda kaleme alınmıştır.
Bezm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
Lal-u şarap içürem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.
Öğlen saatleri. Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor...
bu olay inanması zor ama tamamen gerçektir.Zonguldakta sene 1998 o zaman 3 arkadaş 2. ligde olan kilimlispor - hatayspor maçını seyretmeye gittik aynı zamanda amatör olarak top oynuyoruz üçümüzde. birimiz kaleci adı murat. Ben sinan diğer arkadaşımın adıda Osman. ilk yarının ortalarında murat bize dönerek: bu kaleler çok ufak geldi bana ben bile bu kalelerde gol yemem dedi. tabi biz ciddiye almadık. 5 dak. sonra yine bize dönerek: valla bu kalelerde birşey var dedi çok ufak baksanıza kaleci zayıf ama kaleyi kaplıyor. artık biz dayanamadık ya dedim; orda 4. hakem var,gözlemci var, saha görevlisi var, bırak onları kaleciler var onlar ordan göremiyorlarda sen mi görüyorsun hem dünyanın neresinde görülmüş kalelerin küçük olduğu kes sesinide maç seyredelim dedim. ama tartışmamız maç bitene kadar devam etti, tabi biz muratla dalga geçmeye devam ediyoruz. neyse maç1-1 bitti ve biz evlerimize gittik. ertesi gün yani pazar günü akşam murat aradı çabuk maraton programını aç dedi. bende onu seyrediyordum zaten dedim.canlı yayında erman toroğlu aynen şu ifadeleri kullandı:dün oynanan kilimli spor hatayspor maçında 4. hakemin (gözlemcide olabilir) yaptığı ölçümlere göre saha direklerinin enden 7 cm küçük olduğu anlaşılmıştır. bu sahadaki tüm maçların iptal olması gerekmektedir....inanın şaşkınlıktan öyle kalakaldım.bu olayda hayatımın en ilginç anısı olarak kaldı...
Bundan yıllar önce Isparta'nın Eğirdir ilçesine bir otobüs dolusu Alman turist gelmiş. Başlarında ise o bölgeye ilk defa gelen Türk rehber varmış. Turistler iyice gezip turu bitirdikten sonra tuvalet ihtiyaçları olduğunu söylemişler rehbere. Rehber de onları ilçe merkezindeki halk tuvaletine götürmüş. Turistler sıra ile içeriye giriyorlar ve her çıkanın suratında bir mutluluk okunuyormuş. Bir tanesi rehbere:
- Siz Türkler rahatınıza çok düşkün insanlarsınız, çok rahat bir tuvalet yapmışsınız.
Deyince rehber merakla tuvalete girip bakmış. Normal alaturka bir tuvalet. Bir anlam verememiş ve aynı turiste yaklaşıp tuvaletin neyini rahat bulduğunu sormuş. Cevap şöyle olmuş:
- Bizim tuvaletlere tüner gibi otururuz, sizin tuvalete oturup ayaklarımızı uzatabiliyoruz, yanlarada dirseklerimizi koyabilmemiz için yer yapmışsınız çok rahat çok...
Küçük bir tavşan birgün bir eczaneye gider ve;
-Havuç var mı havuç?diye sorar ...şaşıran eczacı "yok"diye yanıtlar ve tavşan gider.Ertesi gün tavşan tekrar gelir ve eczacıya ;
-Havuç var mı havuç? diye sorar .eczacı sinirlenerek "yok" der ve tavşam gider.Ertesi gün eczacı tavşanını yıne dükkanında görür ve tavşanın "Havuç var mı havuç "sorusuna karşılık onu "Al sana havuç" diyerek dişlerini dökene kadar döver.Tavsan ertsei gün tekrar gelir ve sorar;
-Havuç suyu var mı havuç suyu?
bu bir kamyonun arkasında yazıyordu:
hatalıysam hata yaz 3650 ye yolla 'hatasız kul olmaz melodisi' cebine gelsin
Arkadaşımla otobüse binmiş kalkması için bekliyorduk.Tam o sırada yaşlı bir bayan binmiş akbil basarken,kadın;
-Kaptan hemen kalkar mı ?diye sormuştu ;
şoförde;
- Sen otur hemen kalkar.
Deyince gülmekten yerlere yatmıştık. Şoförde bizi yaka paça dışarı atmıştı.
Büyük sehirlerimizden birinde iki bayan gezmeden dönerlerken dolmusa biniyorlar. Dolmusta o an icin bir önde bir de arkada yer var.Birisi öne digeri arkaya oturuyor haliyle. Önde oturan hemen cikarip iki kisilik ücreti veriyor dolmus söförüne. Arkada oturan bayan da ücret vermeye niyetlenince öndeki bayan arkaya sesleniyor:
-"Naimeeee, ben önden verdim zaten. Bir de sen arkadan vermeee!. "
Bir Gün Ali Ahmet Mehmet Bir Ormana Gitmisler.Ormanda Bir Agacin Üstüne Ahmet Ve Mehmet Cikmisti.Ali İse Asagida Kalmisti.Ormanda Kizildereliler Varmis.Kizildereliler Demiski Senin burda Ne İsin var demis. Ali de demis ki Arkadaslarimi Bekliyorum..Tabi Kizildereliler Buna inanmaz. Aliyi güzel bi döverler. Sonra ikinci günüde Ahmet Ve Mehmet Agacin tepesine Cikmis Ali yine Asagida Kalmis Kizildereliler Yine Aliyi Dövmüs.Sonra da Ahmet Ve Mehmet demiski Ali hep biz Yukariya cikiyoruz.Birazda yukariya sen Cik demis.Ali de Cikmis.Kizildereliler de demiski:Ya hep biz asagidakini dövüyoruz birazda yukardakılerini dövelim demis ve ali yine dayak yemis...
Otobüse bindik şehirden kampüse çıkacağız (19 Mayıs Üniversitesi) belediye otobüsünü ortası doldu arka boş ama kimse ilerlemiyor şöför söylendi ön kapıdan biletleri verin arka taraftan binin dedi, herkes bileti verdi arka kapıdan binmeye başladılar şöför ayağa kalktı kaynama olmasın diye bakıyor o sırada seslendi pardüseli bacım sen verdinmi gelen cevap:
-Vallahi kardeş biraz önce önden verdik yaa!!!!!!!1
Üniversite kampüsünden bindik şehre iniyoruz(19 Mayıs Üniversitesinde gecmekte olay) dolmuş şöförü genç birisi ön koltuğa arkadaşını oturtmuş öne müşteri almıyor hemen onun arkasında ben varım(ben daha birinci sınıftayım yani) şöför arkadaşına gülümseyerek dolmuşun arkasındakilere seslendi,
-Arkadan vermeyen varmı!! anladık ama sesimiz çıkmadı o sırada üst sınıflardan bikaç kişi,
-Biraz önce eline verdik ya!!'
Fenerbahçeli bir kardeşimizin sıçtığı an:
1994 yılıydı . Ali Sami Yen'de derbi var.Bir yolunu bulup Galatasaraylı bir arkadaşımın sayesinde bilet buldum. Ancak işin kötü yanı maçı Galatasaray tribünlerinden izleyecek olmamdı. Stada girerken cimbom'lu arkadaşım beni uyarmayı ihmal etmedi:
-Bana bak,maçı yanyana izleyeceğiz,Galatasaray tribünlerinde olduğunu unutma.
-Tamam diye kestirip attım maçın heyecanıyla.
Maçın başlamasına on dk. kala Galatasaray çıktı sahaya. Bir uğultu,gürültü anlatamam.
Ben de,kendi mi o atmosfere kaptırıp,Galatasaraylıların arasında olduğumu unutmuşum. Galatasaray MARSHALL BOYA logolu formasıyla tünelin ucunda görününce aynen şu kelimeler döküldü ağzımdan:
-Bak bak! çıktı yine amına kodumun boyacıları...
Genç bir kızı olan bir dulla evlendim. Babam da benim kızımla evlendi. Böylece babamın kayınpederi oldum. Bir yıl sonra bizim bir çocuğumuz oldu. Bu çocuk babamın kayın biraderi aynı zamanda benim de dayım oldu. Bir süre sonrada babamın bir çocuğu oldu. Bu çocuk benim kardeşim aynı zamanda torunumda oldu. İnsanın kardeşinin dedesi onunda dedesi olacağından kendi kendimin dedesi oldum.
Amerikalı bir yazardan alıntı.
Bizim sülale Rize'lidir; ben de dahil. Yıl 1992 veya 1993 tam hatırlamıyorum. İstanbul'dan Karabük'e anneannemle yaptığım çileli otobüs seyahatini sizlerle paylaşmak isterim. Önce çok direndim. Kaybedeceğim karizmamın hasretini çekmeye başlamıştım bile. Teyzem ki; onu çok severim ,sırf onun hatırına kabul ettim bu kahır yolculuğunu...
Karabük gibi bir yere giden otobüs'e Türkiye'nin seçme güzelleri binmiş bir de.
-Eyvah! dedim, içimden.Her zaman hacı otobüsüne rastlardım anasını satiim. Bu ne yaaa!
Otobüse bindik ve kahır başladı. 10 dakika sonra anneannem:
-Celduk mi?
-Yok anneanne daha Topkapı'dayız.
-Orasi neredur?
-Yani daha İstanbul'dayız.
-Ula ne tersun!
.....
O soruyor ben cevap veriyorum. Yan koltukta kızlar. Onlarla sohbet edebilmek için bahane kollamaya çalışırken anneannem:
- Ha boyle orospilardan almayasun ha! Yoksa sağa hakkumi helal etmem. Namazinda Kuraninda kapali bi kiz bul çendune.
-Haydaaaaa. Anneanne yavaş konuş duyacak kızlar.
-Yok duymaz o. Sağur zaten. Bak kulaklarina bişey var. Kulaklari sağir ya ondan.
-Anneanne o müzik dinliyo onunla. Ama yine de yavaş konuş.
Bu arada kızlardan biri kikiriki diye gülmeye başlamıştı. Herhalde anneannemin ona yakıştırdığı sıfata meyilli bir hatundu.
......
Maltepe; E5 karayolu üzerinde orta şeritteyiz hala. Çünkü trafik çok yoğun. Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit. Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor. Anneannem de cam kenarında oturuyor.
-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şofore iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.
Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde. Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.
Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM lik laflar etmesi. Ki çok şeyler söylemişti otobüste. 30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti. Zor susturabilmiştim.
Neyse...Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.
-Ne arıyorsun anneanne?
-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.
-Yok anneanne merak etme. Buluruz.
Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta... Anneannem ağlamakta...
Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.
Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum. Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık. Bir tanesi:
-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.
Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım. Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu. Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...
Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz. Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime....Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
Olayı yaşayan biri olarak sizlerle paylaşmak isterim.
Trabzon'dayım. Binaenaleyh bunalımdayım. Çay tiryakisi olduğum için, bir çay ocağına attım kendimi. Bunalımdayım ya; dedim ki:
-Demlice bir çay lütfen ve hiç su katmayın.
Çayım geldi, ama yarım bardak.
-Ne bu? dedim.
Adam:
-Su katma dedin ya! Öyle yok bedava!
Ben de:
- O zaman bana iki bardak çay ver. Parasıyla. dedim. (Tarih: 1995 yılı)
- Toplist
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Kurallar
Ateşli Sarışın
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
Ziraat Mühendisi
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Kabak
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
ramazan topu
turkcell geyikleri
Yönetici
![]() |
![]() |
|
|
||||
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
||||






