
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 5195 , Yorum : 74
Bir sabah uyanıyoruz ve bir bakıyoruz ki dünya sular altında kalmış. Su üstünde kalan tek kara parçası var; o da Türkiye. Koca gezegende 70 milyon Türk"ten başka kimse kalmamış. İlk tepkiler ne olurdu dersiniz?.. Buyurun bakalım......: *Amma balık yeriz artık be! *"Türk"ün Türk"ten başka dostu yok" derlerdi de inanmazdım. * Ulan tam da Uluslararası ilişkiler" bölümünü kazanmıştık. * Şansa bak! Artık ne ihracat kaldı ne de ithalat... * Nihayet cari açığı, dış açığını filan sıfırladık... * Ülke olmak için ilk başvuran ilimiz Yalova oldu. * Tarkan"ın İngilizce albümü raflarda kaldı... * Bakanlar Kurulu kararı ile sularımız 12 bin mile çıkarıldı... * Piyasaya sahte dolar ve Euro sürmekten tutuklanan kalpazanlar kendileriyle dalga geçen polislere saldırdı...
Hintli bilge, öğrencisinin surekli herseyden sikayet etmesinden bikmistir. Bir gun öğrencisini tuz almaya gonderir. Hayatindaki her seyden mutsuz olan öğrenci dondugunde, yasli bilge ona, bir avuc tuzu, bir bardak suya atip icmesini soyler. Öğrenci, yasli bilgenin soyledigini yapar ama icer icmez agzindakileri tukurmeye baslar. Tadi nasil?" diye soran yasli bilge... ofkeyle "aci" diye cevap verir öğrenci. Bilge kikirdeyerek öğrencisini kolundan tutar ve disari çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve öğrencisine bu kez de bir avuc tuzu gole atip, golden su icmesini soyler. Soyleneni yapan öğrenci, agzinin kenarlarindan akan suyu koluyla silerken, bilge ayni soruyu sorar: "Tadi nasil?" "Ferahlatici" diye cevap verir genc öğrenci. "Tuzun tadini aldin mi?" diye sorar yasli bilge,"Hayir" diye cevaplar öğrencisi.
Bir tüccar Mutluluğun Gizi"ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dörtbir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi"ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelemesini salık vermiş. "Ama, sizden ricada bulunacağım," diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz."
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
"Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz? "
Doktor:
"Bir küveti su ile dolduruyoruz. sonra hastaya üç şey veriyoruz. bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?"
Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu. Adamın katil olduğu hemen hemen kesindi, bunu gören avukatın aklına bir şeytanlık geldi.
"Bayanlar baylar... Hepinize bir sürprizim var." diyerek saatine baktı.
"Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafindan öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek."
Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına döndü. 1 dakika geçti, hiçbirşey olmadı. Bunun ardından avukat:
"Bakın." dedi." Ortaya bu iddiayı attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gösteriyor ki gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin katil
olduğuna sizler tamamiyle inanmış değilsiniz."
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.
Adam, ilk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.
Büyük bir banka soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri:
"Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum."
İkincisi elini şöyle bir salladı:
Bir adam çiftliği için inek almaya gidiyormuş. Yolda arkadaşını görmüş.
Arkadaşı:
- Hayırola nereye böyle?
Adam:
- Benim çiftlik için inek almaya...
Arkadaşı ise:
- Neden öyle diyorsun? Allah"ın izniyle desene...
Adam:
- Ne gereği var canım? Cebimde para var mı? Var... Gideceğim yer belli mi? Belli... Eeee?
Genç deve annesine sormuş:
- Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş:
- Çölde kuma batmamak için...
Genç deve tekrar sormuş:
- Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş:
- Çölde kum firtinalarında kum kaçmasın diye...
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
- Bizim niye hörgüçlerimiz var?
Çavuşluk sınavında bütün sorulara iyi-kötü cevap veren Recep"e, albay da bir soru sormak ister:
- Oğlum, rütbeleri asttan üste doğru bir saysana bakayım.
Bir aile arabaları ile tatile giderlerken arabayı kullanan baba yolun karşısına geçmekte olan kurbağayı fark etmiş, frene basmış, arabadan inip onu karşı kaldırımın üzerine bırakmış.. Şükran dolu kurbağa önce teşekkür edip daha sonra adama 1 dilekte bulunmasını ve onu yerine getireceğini söylemiş..
Ormanın birinde... Aslanlar toplanmış. "Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N’aapsak?"....
-Ne kadar güzelsiniz
- Biliyorum... Onun için bu yaşta evliyim
- Pardon yenge
Adam kızın oturduğu masaya yaklaşır yanındaki boş sandalyeyi tutar ve dil sürçmek suretiyle
-Boş musunuz
-Hayır arkayı beşledik gör müyon mu
-Ben sandalye için sormuştum
-Ben sizi yanlız bırakayım o zaman
Adamin tiki var, tek gözünü sürekli kirpiyor, bir isyerine müracaat etmis... Yonetici:
- Beyefendi okudugunuz okullar harika, sizi hemen ise alirdik ama gözünüzü sürekli kirpmaniz müsterileri rahatsiz eder" diye korkarim.
Bunun üzerine adam:
- Bir saniye, ben iki aspirin alirsam göz kirpmam duruyor, demis.
Ceketinin ceplerini karistirmaya baslamis; karistirirken bir prezarvatif çikmis, sonra kirmizi bir prezervatif, sonra yesil bir prezervatif, mor prezervatif, sari prezervatif, fosforlu prezervatif.. Sonunda iki aspirin tabletini bulmus, yutmus ve göz kirpmasi geçmis. Bunun üzerine yönetici:
- Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalisiyor, sizin gibi bir cinsi sapigi ise alamayiz!, demis Bizimki:
- Ne sapigi kardesim, ben çok mutlu evliligi olan bir adamim.
- Madem öyle bütün o prezervatifler ne demek oluyor?
- Siz hiç eczanede, eczaciya göz kirparak, "Iki aspirin" dediniz mi?
- Toplist
Değer Bilmek
Sarışın Erkek
Her yerim ağrıyor
Yardım Edin
Kurallar
Uzay Yakıtı
üç mühendis yolda kalınca
Kedilerin sırrı
Mühendis işletmeci farkı
mokoko
ESRARKEŞ
Vampir Zevki
Azıtıyorsun
Polis Olmak
Sayısını hatırlasam
El öpme
UÇAK YOLCULUĞU
Delikanlı türk
ASD
this is arabic teknoloji
Paşa Zeki Müren
PARASIYLA DEĞİL Mİ ..?
OKUL DİYALOKLARI ..!
PRÖFÖSÖR , ÖKÜZ VE KUŞ ..!
MATEMATİK SINAVI ..!
KADIN ŞÖFÖR NASIL ANLAŞILIR ..?
BİR DELİNİN MAL BEYANI ..!
İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ ..?
Tanrı'ya dava açtı
25. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları.
Konforlu Salıncak
Domino Taşı Dizmek
Kadın Etkilemenin Ucuz Yolu
Komik Posta Kutusu
Fazla Kilolarınız mı var